23.01.2026

Zaman Hakkı: Marmara Bölgesi’nde Zamanın Yeniden Örgütlenmesi

Zaman artık lüks değil, temel bir hak. Marmara Bölgesi’ndeki şehirler, yoğun iş temposu, uzun ulaşım süreleri ve bakım yükleriyle artan zaman yoksunluğuna karşı yeni yollar arıyor. Marc Martorell Escofet’in yazısında da vurguladığı gibi çalışma, bakım, dinlenme ve boş zamanı dengeleyen politikalarla kentler daha adil, sürdürülebilir ve insan odaklı bir yaşam tasarlayabilir.

Yazan: Marc Martorell Escofet, Politika Sorumlusu, Time Use Initiative

Dünya genelinde, günlük yaşamın temel bir bileşeni olan zaman giderek kıt bir kaynak haline geliyor.  Dünyanın büyük metropolleri — Barselona (İspanya), Milano (İtalya), Bogotá (Kolombiya), Buenos Aires (Arjantin) gibi kentler — zamanla ilgili ortak sorunları aşmanın yollarını şimdiden araştırıyor ve çözüm yolları geliştiriyor.

Günlük hayatımızda sıklıkla hissettiğimiz bir eksiklik var: yeterli saatimiz yok. Bu bireysel bir sorun gibi görülse de bu sorun aslında rutinlerimizin organize edilme biçiminden kaynaklanıyor ve zaman yoksulluğu olarak adlandırılan giderek büyüyen bir soruna dönüşebiliyor. Türkiye’de kentlerdeki hanelerin %37’si ücretli iş, ücretsiz bakım, eğitim ve kişisel ihtiyaçlarını karşılamak için yeterli zamana sahip değil.

Şehirler ve kent sakinleri için “zaman”neden önemli?

Zaman sıkıntısı, günlük yaşam aktivitelerinin zamana bağlı olarak kısıtlanmasıyla artıyor: işe gidiş-geliş süresinin uzunluğu, bakım yükleri, uzun çalışma saatleri gibi etkenler kişinin kendine ayırabileceği zamanı azaltıyor. Bu durum maddi yoksulluğun ötesinde eşitsizliklerin nerede kendini gösterdiğini ortaya koyduğu için kent refahının önemli bir göstergesi olarak değerlendirilebilir: Türkiye’de çalışan erkeklerin %34’ü, kadınların ise %59’u zaman yoksunluğu yaşıyor.

Zamanın nasıl düzenlendiği, toplumsal bir sözleşmeye dayanıyor. Yaklaşık iki yüz yıldır bu sözleşmenin temelinde “8 saat üçgeni” bulunuyordu: Günün 8 saati işe, 8 saati uykuya, 8 saati ise dinlenmeye ayrılır. Ancak bu klasik model günümüzün yaşam gerçeklerini yansıtmıyor. Türkiye’de kadınlar zamanlarının %19’unu bakım ve ev işleriyle geçirirken, erkekler sadece %3,7’lik bir oranla bu yükü üstleniyor. Artan uyku yoksunluğu ise hem sağlığı hem de ekonomiyi etkiliyor; GDP kayıpları %1–2’ye kadar çıkabiliyor.

Marmara gibi bölgelerde bulunan metropollerde, kentsel zamanın örgütlenmesi iklim uyumu ve sürdürülebilirlik ile doğrudan ilişkili. Hızlanan şehir yaşamı, doğal süreçlerle uyumsuzluk yaratıyor; örneğin su döngüleri veya besin akışları gibi. Ama daha da önemlisi, ulaşım süreleri giderek artan bir endişe kaynağı; megakentlerde insanlar genellikle işe gidip gelmek için 1–1,5 saat harcamayı kabul ediyor. Bu da yoğun saatlerin koordinasyonunu kritik bir konu haline getiriyor.

Şehirler zaman hakkını nasıl güvence altına alabilir?

Bu zorluklara karşı ortaya çıkan kavramlardan biri “zaman hakkı.” Zaman hakkı çalışma, bakım, dinlenme ve boş zaman arasında adil bir dengeye ulaşma ihtiyacımızı gözetiyor. Eskimiş “8 saat üçgeni” yerine, “yaşam-dengesi elması” yaklaşımını öne çıkarıyor. Böylece zaman hakkı toplumsal cinsiyet eşitsizliği, sürdürülebilirlik ve toplumsal refah gibi sorunlara doğrudan müdahale ediyor.

Zaman hakkını gözetebilmek için kamu politikalarının odağına zamanı koymak gerekiyor. Farklı yaklaşımlar olsa da temel amaç şehirlerde verimsizlikleri azaltmak, bakım ve çalışma yükünü hafifletmek ve dinlenmenin insan sağlığı ile üretkenliği üzerindeki önemini tanımak.

Bunun için kentler yeni kurumsal yapılar geliştirebilir: Örneğin bir “Zaman Hakkı Birimi” kurularak, veri toplama ve analizden sorumlu birim oluşturulabilir; “Zaman Hakkı Politika Sorumlusu” gibi yüksek düzey bir koordinatör, tüm kamu politikalarında zaman politikalarının uygulanmasını sağlayabilir. Zaman kullanımına dair anketler ve göstergelerle, cinsiyet, yaş ve sosyal boyutlara göre ayrıştırılmış veri tabanlı katılımcı bir yönetişim modeli oluşturulabilir.

Zaman temelli politikalar çalışma, bakım, kamu ve özel hizmetler ile bireysel ve topluluk ihtiyaçlarını uyumlu hale getirerek daha adil, verimli ve insan odaklı şehirler yaratmayı amaçlıyor.

Uygulama örneklerinden bazıları:

  • Yoğun saatlerin yönetimi: Esnek mesai ve teşvik sistemleri ile yoğun saatlerdeki talebin dağıtılması yaşam kalitesini artırır, stresi azaltır ve çevresel sürdürülebilirliği destekler. İyi uygulama örnekleri: Rennes (“Hyper-Point”), Dubai (“Traffic Flow Plan”).
  • Bakıma ayrılan zamanının görünür kılınması: Ücretsiz bakım işlerini değerli hale getirip ekonomik politikalara entegre eden bu yaklaşım, toplumsal eşitliği doğrudan destekler. İyi uygulama örnekleri: Bogotá (“Care Blocks”), Montevideo (“Communal Laundry”).
  • Yakınlık odaklı kentsel tasarım: Temel hizmetlerin kısa mesafelerde sunulması topluluk bağlarını güçlendirir, uzun yolculukların getirdiği stresi azaltır ve yerel ekonomiyi canlandırır. İyi uygulama örnekleri: Paris (“15-Minute City”), Meksiko City (“Utopías”).
  • Kentsel aydınlatmanın uyarlanması: Aydınlatmanın optimize edilmesi, güvenliği ve kaynak verimliliğini artırır; kamusal alanlarda kapsayıcılığı ve güvenliği destekler. Bazı yaklaşımlar, kentsel yeşil alanlarda yaşayan doğal yaşamın ve ritimlerinin korunmasını da içerir. İyi uygulama örneği: Strasbourg (“Dark Sections”).
  • Sirkadiyen sağlık politikası: Çalışma, eğitim ve sağlık alanlarında biyolojik ritimleri gözeten politikaların uygulanması, kamu sağlığını iyileştirir ve strese bağlı hastalıkları azaltır. İyi uygulama örneği: Bad Kissingen (“ChronoCity”).
  • Kronobiyolojik eğitim: Okul saatlerinin öğrencilerin biyolojik ritimlerine uyarlanması, farklı kronotiplere uygun eğitimle eşitliği artırır. İyi uygulama örnekleri: New Orleans, Baltimore (“ExpandED Schools”).
  • Gece belediyesi (Night Mayor): Normal saatlerin dışında temel hizmetlere erişimi garanti eder, gece vardiyasında çalışanları destekler ve güvenliği artırır. İyi uygulama örnekleri: Londra (“Night Czar”), Amsterdam (“Night Mayor”).
  • Zaman kullanım planı: Kapsamlı zaman yasaları ve çok paydaşlı anlaşmalar toplum için dengeli, verimli ve adil bir zaman çerçevesi oluşturur. İyi uygulama örneği: Barcelona (“Time Agreement”).

Temmuz ayında Time Academy, Türk politika yapıcıları ve kamu görevlileri arasında büyük ilgi gördü; katılımcılar, mevcut politikalarının zamanın toplumsal örgütlenmesini nasıl etkilediğini değerlendirme fırsatı buldu. Geçen Ekim MARUF’ta Yerel ve Bölgesel Zaman Ağı’nın yer almasıyla Marmara’daki belediyeler, Türkiye’de zaman politikalarını öncülük ederek hayata geçirebilir. Zaman hakkını gözeten Marmara Bölgesi; kanıta dayalı yeni kurumsal altyapıları kullanarak daha adil, sürdürülebilir ve insan odaklı hizmetler tasarlayabilir ve dünyada en yenilikçi bölgeler arasında tanınabilir.

Bu yazı, Kent dergisinin Ocak-Nisan 2026 tarihli onaltıncı sayısında yayımlanmıştır.

Derginin tamamını MBB Kültür Yayınları sitesinden buraya tıklayarak indirebilirsiniz.