28.01.2026

NALAS ve Ludberg Belediyesi Başkanı Dubravko Bilić ile Kente Dair

Ludbreg Belediye Başkanı ve Güneydoğu Avrupa Yerel Yönetim Dernekleri Ağı (NALAS) Başkanı Dubravko Bilić ile MARUF25 kapsamında bir araya geldik. Kadın belediye başkanlarının görünürlüğünü artırmaya yönelik yürüttükleri çalışmalar, yerel yönetimlerde toplumsal cinsiyet eşitliği ve dayanıklılığın yeniden tanımlanması üzerine konuştuğumuz Bilić, kadın liderliğin yerel demokrasiyi nasıl güçlendirdiğini ve NALAS ağının bölgesel dayanışma ile yerel diplomasiyi nasıl desteklediğini anlattı.

Röportaj: Burcuhan Şener, MBB, Dış İlişkiler Müdürü

MARUF25’te, Güneydoğu Avrupa Kadın Belediye Başkanları Forumu’nu Birleşmiş Milletler Toplumsal Cinsiyet Eşitliği ve Kadının Güçlenmesi Birimi (UN Women) iş birliğiyle düzenlediniz ve Alman Uluslararası İşbirliği Kurumu (GIZ) ile devam eden projelerinizin sosyal haritalanması üzerine bir oturuma ev sahipliği yaptınız.  Bu oturumlardan yola çıkarak, NALAS’ın Güneydoğu Avrupa'da liderlik, dayanıklılık ve sınır ötesi iş birliği konusundaki bakış açısını daha derinlemesine konuşmak isteriz.  

Yerel yönetimlerde kadın liderlerin en çok karşılaştıkları ortak yapısal engeller nelerdir ve bu engeller nasıl aşılabilir? 

Dürüst olmak gerekirse, sistem değişene kadar bu soruyu gündeme getirmeye devam etmemiz gerekiyor; bu yüzden gerçekten çok önemli soru.  Kadınların yerel yönetimde karşılaştığı engeller yetenek veya hırsla ilgili değil; yapısaldır. Ve birçoğu siyasi kurumlarımızın ve partilerimizin işleyiş biçimine yerleşmiştir

Örneğin, siyasi partiler hâlâ liderliğe giden yolun başlıca belirleyicileridir. Partiye alınma ve seçilme süreçleri çoğunlukla erkeklerin kazanılabilecek koltuklara aday gösterilme veya yerleştirilme olasılığının daha yüksek olduğu anlamına gelirken kadınların gerçek bir karar almak yetkisi olmayan milletvekili ya da yardımcılığı gibi kapsayıcı görünen ama merkez politikayı etkilemeyen sembolik rollere atanmaktadır.

Ayrıca destek meselesi var: kadın adaylar hâlâ daha az finansal destek ve daha az ağ kurma fırsatı elde ediyor. Bu durum bir seçim kampanyası yürütmenin yüksek maliyeti ve cinsiyete bağlı ücret farkıyla birleştiğinde, gerçek bir engel olarak karşımıza çıkmaktadır: isteksizlik değil, erişim eksikliği.

Ayrıca iş-yaşam dengesini göz ardı edemeyiz. Siyaset, akşam 5 mesaiyle bitmez; akşam toplantıları, hafta sonu etkinliklerini de içerir. Gece geç saatlere kadar süren toplantılar, hafta sonu etkinlikleri ve uzun meclis oturumları vardır. Birincil bakım veren kadınlar için bu, aile sorumluluklarını siyasi görevlerin üzerine yığan bir ‘ikinci vardiya’ mesaisini yaratmaktadır. Ne yazık ki kurumlarımız bu duruma uyum sağlayamıyor: bizim gibi yöneticiler için genellikle doğum izni politikası yok ve çok az belediyede uygun çocuk bakım tesisleri vardır.

Kadınların kültür veya sosyal refah gibi belirli "yumuşak" alanlara atanırken sembolik olarak nasıl görüldüklerine şahitlik etmek ve bunun yanında erkeklerin ise finans veya altyapı gibi kilit pozisyonlarda hâkim olması benim için özellikle zorlayıcı olan konulardan biri. Bu incelikli bir dışlama biçimi olsa da en kritik kararları kimin bakış açısıyla şekillendireceğini gösterdiği için oldukça anlamlı.

Bu yüzden Ludbreg'de inşa ettiğimiz şeyle gurur duyuyorum. Burada kadınlar sadece var olmanın ötesinde, aynı zamanda liderlik de yapıyorlar. Kilit idari departmanlarımızdan ikisinin yanı sıra iki yerel kurum, bir belediye şirketi, Turizm Kurulu ve Şehir Kızılhaçı da kadınlar tarafından yönetiliyor. Şehir yönetimindeki 23 çalışandan 18'i kadın. Şehir Meclisi'nde ise 13 meclis üyesinden 7'si kadın. Bu tür bir temsil, her şeyi değiştiriyor - kadınların sembolik görevlerle sınırlı olmadıklarını; bütçeleri, stratejileri ve şehrin geleceğini şekillendirdikleri anlamına geliyor.

NALAS, yerel siyasette kadın temsilini artırmak için ne tür stratejik girişimler yürütüyor?

NALAS, Yerel Yaşamda Kadın-Erkek Eşitliğine ilişkin Avrupa Şartı'nın (European Charter for Equality of Women and Men in Local Life) elçisi ve destekçisi olarak, son yıllarda yerel siyasette kadın temsilini geliştirme konusunda gerçekten liderlik rolünü üstlenmekte. Yaklaşımımız sadece sayı artırmak değil; sistemleri, bakış açılarını değiştirmek, seslendirmek ve eğitim, kanıta dayalı savunuculuk ve bölgesel iş birliği yoluyla güçlendirmekle ilgilidr. 

Bu konuda birkaç örnek paylaşacağım. NALAS e-Akademi bünyesinde, Yerel Düzeyde Toplumsal Cinsiyet Eşitliğinin Ana Akımlaştırılmasına Giriş (Introduction to Gender Mainstreaming at the Local Leveladlı bir kurs sunuyoruz ve yerel yetkililere toplumsal cinsiyet eşitliğini bütçeleme, planlama ve günlük yönetişim süreçlerine nasıl entegre edeceklerini öğretiyoruz. Ayrıca, özellikle değerli bulduğum Toplumsal Cinsiyete Duyarlı Bütçeleme (Gender Responsive Budgeting - GRB) uygulamalarına da destek veriyoruz; çünkü değişimin somutlaştığı alan olarak kaynakların tahsisinde eşitliğin nasıl yansıtıldığı gözlemleyebiliyorsunuz. NALAS şu anda karmaşık ve teknik bütçeleme süreçlerini daha ilişkilendirilebilir ve etkili hale getirmek için GRB’nin iyi uygulama örneklerini derliyor ve bunları hikâyeleştirerek daha anlaşılır hale getiriyoruz.

Ayrıca, özellikle değerli bulduğum Toplumsal Cinsiyete Duyarlı Bütçeleme (GRB) uygulamalarını da destekliyoruz; çünkü değişimin somut olarak görülebildiği alan burasıdır — kaynakların tahsisinde eşitliğin yansıtıldığını gözlemleyebiliyorsunuz. NALAS şu anda GRB’deki en iyi uygulamaları derliyor ve karmaşık, teknik bütçeleme süreçlerini daha anlaşılır ve etkili hâle getirmek için hikâye anlatımının gücünden yararlanacak.

Kadın ve erkeklerin genellikle farklı ihtiyaçları, zorlukları ve istekleri olduğu için yerel kamu hizmetleri toplumsal cinsiyete duyarlı bir şekilde şekillendirilmelidir. NALAS’ın cinsiyet odaklı katı atık yönetimi metodolojisi, Bosna-Hersek’in Bijeljina kentinde pilot uygulama olarak hayata geçirildi ve bu önemli hizmetin cinsiyet perspektifiyle nasıl planlanıp yönetileceğine dair yeni bilgiler sunuyor. Yakında Moldova’da bu metodolojiyi kamu alanı düzenlemelerine uyarlayacağız. Bu süreç, yerel hizmetleri cinsiyet perspektifinden değerlendirmeyi, eksiklikleri tespit etmeyi ve kapsayıcılığı artırmak için hedefe dair önlemleri uygulamayı içeriyor.

Ayrıca NALAS, kadın liderlerin birbirleriyle bağlantı kurmaları ve desteklemeleri için alanlar yaratıyor. Güneydoğu Avrupa Kadın Belediye Başkanları Forumu en sevdiğim örneklerden biri. Bölgenin dört bir yanından kadın belediye başkanlarını ve belediye meclisi başkanlarını deneyimlerini, zorluklarını ve fikirlerini paylaşmak üzere bir araya getiriyor. Hem ilham verici hem de güçlendirici olan bu diyalog ortamlarında içerikler farklı olsa da çoğumuzun benzer zorluklarla karşı karşıya olduğunu ve bunların üstesinden gelmek için yaratıcı yollar bulduğunu hatırlatıyor.

Ve elbette, veriler çok önemli. NALAS bölgedeki kadın belediye başkanı ve meclis üyesi sayısına dair toplumsal cinsiyete göre ayrıştırılmış verileri düzenli olarak yayınlıyor. 

Bu verilerin net biçimde görünür olması, nerede ilerleme kaydettiğimizi ve hangi alanlarda hâlâ yol almamız gerektiğini ortaya koyuyor.

Güneydoğu Avrupa'daki kadın belediye başkanları yerel yönetime hangi özgün değerleri katıyor?

Kadın liderler bölgedeki yerel yönetime gerçekten farklı bir bakış kazandırıyor. Bu fark, cinsiyetten değil; yaşam deneyiminden kaynaklanıyor. Kadınların iş, aile ve toplum arasında kurduğu denge, kamu hizmetlerine daha insan odaklı bir yaklaşım olarak yansıyor. Politikaların nasıl şekillendiği ve toplulukların nasıl tepki verdiği konusunda bu farkı hissedebilirsiniz. 

Kadın liderlerin yaptığı en büyük katkılardan biri, vatandaşlara, sosyal ve ihtiyaç temelli politikalara daha fazla odaklanmalarıdır. Politikalarını ailelerin, çocukların, yaşlıların ve dezavantajlı grupların günlük yaşamına etkileri üzerinden değerlendiriyorlar. Bu, çocuk bakımı, yaşlı hizmetleri ve sosyal destek alanlarındaki yeniliklerde açıkça görülüyor. Pek çok kadın lider, toplumsal cinsiyete duyarlı bütçeleme yaklaşımını da benimseyerek yerel bütçelerin kadın ve erkeklerin ihtiyaçlarını adil biçimde yansıtmasını sağlıyor. Bu sayede eşitsizlikleri yeniden üreten kalıplar kırılıyor.

Ayrıca, liderlik pozisyonlarındaki kadınların karar alma süreçlerine genellikle daha kapsayıcı ve katılımcı bir yaklaşım getirdiklerini fark ettim. Daha çok dinliyorlar, daha geniş bir şekilde danışıyorlar ve vatandaşları öncelikleri belirleme sürecine doğrudan dahil ediyorlar. Bu, daha güçlü bir güven duygusu yaratıyor. İnsanlar seslerinin duyulduğunu hissediyor ve açıkçası, belediye başkanlarının yalnızca yaklaşık yüzde sekizinin kadın olduğu bir bölgede, her bir kadın lider kendi kentinde genç kızlar için güçlü bir rol model haline geliyor. Genç kızlar, liderliğin yalnızca erkeklere ait bir alan olmadığını; kendileri için de açık olduğunu görüyor.

Kadın liderliğin bir diğer önemli boyutu da iş birliği ve etik yönetim anlayışı. Araştırmalar ve kendi deneyimlerimden yola çıkarak söyleyebilirim ki, kadın liderler genellikle çatışma yerine pratik çözümlere ve iş birliğine odaklanıyor. Kadınlar daha şeffaf, çözüm odaklı ve iş birliğine açık yönetimler kuruyor. Bu yaklaşım kurum genelinde dürüstlük ve güven kültürünü besliyor.

Ludbreg Konseyi’ nde, yukarıda bahsettiğim kurum ve şirketlerde bunun nasıl gerçekleştiğini bizzat görüyoruz; bu da hem hizmetlerin adaletini artırıyor hem de kamu güvenini güçlendiriyor.

Kadınların çok katmanlı yönetimdeki temsilinin güçlenmesi, karar alma süreçlerini nasıl dönüştürürür?

Kadınlar yerel, bölgesel, ulusal ve hatta uluslararası olmak üzere yönetimin her düzeyinde yer aldığında karar alma süreci de değişmeye başlar. Bu sadece masaya daha fazla sandalye eklemek veya masadakileri değiştirmekle ilgili değil; aynı zamanda tartışmayı genişletmek, öncelikleri yeniden şekillendirmek ve gücün nasıl kullanılacağını yeniden düşünmekle ilgilidir.

İlk büyük değişim, politika gündeminde görülüyor. Kadınlar hükümetlerin "temel konular" olarak gördükleri konulara kendi yaşam deneyimleriyle farklı bir bakış kazandırıyor. Kadınlar çocuk bakımı, sağlık hizmeti, sosyal koruma, eğitim ve cinsiyete dayalı şiddet gibi konuların parçası olduğunda ikincil olarak görülmekten çıkar ve kalkınmanın temel dayanakları olarak ele alınır olur. Kadın temsilinin artmasıyla eşit ücret, tacizden korunma gibi yapısal eşitsizliklere yönelik yasal düzenlemeler de güç kazanıyor. Çok katmanlı yönetimde, yerel düzeydeki sesler — genellikle kadınların sesleri — ulusal karar alma süreçlerini gerçek toplulukların ve ailelerin ihtiyaçlarına odaklamaya zorluyor.

Kadınların temsili, yönetim tarzını da dönüştürüyor. Kadın liderler genellikle rekabetten çok iş birliğini, benmerkezcilikten çok empatiyi öne çıkarıyor. Bu farklı yönetim kademeleri arasındaki koordinasyonun kilit öneme sahip olduğu çok katmanlı sistemlerde çok önemli.  Bir şehir, bir bölge ve ulusal düzeyde fikir birliği oluşturmak kolay değildir ancak diyaloğu ve kapsayıcılığı önceliklendiren liderler bu süreci daha etkili hale getirir. Buna bizzat şahit olan biri olarak üslup rekabetten ortaklığa kaydığında, politikalar çok daha etkili oluyor.

Şeffaflık ve hesap verebilirlik bir diğer önemli durum. Araştırmalar kadın katılımının daha yüksek olduğu hükümetlerin daha düşük yolsuzluk ve daha yüksek kamu güveniyle ilişkili olduğunu defalarca gösteriyor. Kadınlar genellikle vatandaş odaklı bir zihniyete sahip oluyor, topluluklarla yakın bağlarını sürdürüyor ve onların endişelerine daha duyarlı oluyorlar. Bu erişilebilirlik, demokratik meşruiyeti her düzeyde güçlendiriyor.

Temsil, yönetimi daha etkili hale getirir. Çok katmanlı sistemler karmaşıktır ve bazen kör noktalara yol açabilirler. Aile içi şiddet gibi konularda sorumluluğu yerel hizmetler ile ulusal yasalar arasında bölünmesi örnek olarak gösterilebilir. Farklı seviyelerdeki kadın ağları bu boşlukların belirlenmesine ve koordineli, toplumsal cinsiyete duyarlı politikaların oluşturulmasına yardımcı olur.

Sonuçta kadınlar yönetimde sembolik değil, yapısal bir çoğunluğa ulaştığında sadece politikaların içeriği değil karar alma kültürü de dönüşüyor. Biz Ludbreg’de bu anlayışı hayata geçirmeye çalışıyoruz. Kendi sistemimizde sürekliliği sağladık. Örneğin başkan yardımcılığı ihtiyaç duyulduğunda, kadın meclis üyeleri görevlendirilebiliyor. Küçük bir adım gibi görünse de mesaj çok net: kadın temsili kalıcı, sistematik ve yapısal olmalı. 

Kentlerin afetler, iklim değişikliği, çatışmalar ve ekonomik dalgalanmalar gibi çoklu krizlere karşı gerçekten dayanıklı hale gelmesi için, hangi tür sosyal, kurumsal ve yönetişim kapasitelerine öncelik verilmelidir?

Dayanıklılıktan bahsettiğimizde insanlar genellikle altyapıyı, yani daha güçlü köprüleri, sel bariyerlerini, yeni teknolojileri düşünüyor. Ancak gerçek dayanıklılık sadece betonla değil, insanlarla ve kurumlarla başlar. Krizler sadece zayıf binaları değil, sosyal, kurumsal ve politik açıdan zayıf sistemleri de etkiler. Bu yüzden, kentlerimizin gerçekten şoklara dayanıklı olmasını ve bunlardan kurtulmasını istiyorsak, benim "sosyal altyapı" dediğim şeye de yatırım yapmalıyız: güven, kapsayıcılık, uyum sağlama ve iş birliği.

Sosyal açıdan, bir şehrin sahip olduğu en güçlü varlık insanları ve aralarındaki bağdır. Güçlü bir sosyal uyuma sahip topluluklar, insanların birbirlerine güvenmesi ve kolektif hareket etmesi nedeniyle daha hızlı toparlanıyor.  Bu nedenle, hem komşuların birbirine göz kulak olduğu ağları hem de mahalleler, etnik kökenler veya gelir seviyelerindeki farklı grupları birbirine bağlayan ağları güçlendirmek çok önemlidir.  Dayanıklılık aynı zamanda eşitliğe de bağlıdır. Bir şehirde, sadece belli bir kesim korunuyorsa dayanıklılıktan bahsedemeyiz. Stratejimiz, krizlerin en çok etkilediği savunmasız olanları kapsayacak şekilde eşitsizlikleri zamanında ve doğrudan ele almalıdır. Topluluk örgütleri, ağlar ve gönüllüler genellikle ilk müdahale edenler olduğu için yerel bilgi de önemlidir. 

Onları güçlendirmek, eğitim vermek, kaynaklar ve planlamada söz hakkı vermek, her şeyi değiştirebilir.

Kurumsal kapasite açısından ise, şehir yönetimlerinde özellikle finansal esnekliğe ihtiyaç vardır. Acil durum fonlarına veya hızlı erişimli finansman mekanizmalarına sahip olmak, dışarıdan yardım beklemek yerine hemen harekete geçebileceğimiz anlamına gelmektedir. Acil durum yönetimi, iklim adaptasyonu ve veri analizi gibi alanlarda çeşitli ve uzmanlaşmış becerilere sahip ekipler kurmak ve onlara yatırım yapmakta elzemdir. Kentler, neyin işe yarayıp neyin yaramadığını sürekli olarak değerlendirildiği ve planları buna göre ayarlandığı bilgi merkezleri haline gelmelidir. Dayanıklılık tek seferlik bir plan değil, devam eden bir adaptasyon sürecidir.

Son olarak yönetimi göz ardı edemeyiz. Kararların alınma biçimi, bir kriz müdahalesinde nasıl karar aldığımız o süreci ya kolaylaştırabilir ya da sekteye uğratabilir. Katı hiyerarşiler ve yönetimler, felaketler üst üste geldiğinde ve hızla geliştiğinde işe yaramaz. İşe yarayan şey, çok merkezli ve iş birliğine dayalı yönetişimdir; yerel, bölgesel ve ulusal yetkilileri, işletmeleri, sivil toplumu ve vatandaşları bir araya getirir. Şeffaflık ve kriz iletişimi de olmazsa olmazdır. Kriz sırasında, insanların neler olup bittiğini zamanında bilmeleri ve aldıkları bilgilere güvenmeleri gerekir.

NALAS yerel yönetimlerdeki bu dönüşümü desteklemek için hangi adımları atıyor?

NALAS, Güneydoğu Avrupa genelindeki yerel yönetimlerin sadece modernleşmelerine değil, aynı zamanda gerçek anlamda dönüşümlerine; daha kapsayıcı, daha dirençli ve daha etkili hale gelmelerine de yardımcı olmuştur. NALAS'ın yaklaşımının güçlü yanı, yerel yönetimi teknik veya idari bir mesele olarak ele almaması; onu bilgi, eşitlik ve iş birliğiyle gelişen, yaşayan bir sistem olarak görmesidir.

NALAS, kurumsal ve teknik kapasitelerin güçlendirilmesine büyük önem vermekte. Yerel yönetimlerin sorunları hakkında bir bilgi merkezi görevi görerek ihtiyaçları belirlemekte, bilgi toplamakta, dönüştürmekte ve mali adem-i merkeziyetçilik, enerji ve iklim, katı atık ve su yönetimi, sosyal katılım, dijitalleşme gibi kilit yerel yönetim alanlarında tüm yerel yönetimlerin erişimine sunmaktadır. Belediye uzmanlarından oluşan grubun desteğiyle NALAS, bölgedeki yerel yönetimler tarafından uyarlanabilecek ortak politika pozisyonları ve modelleri geliştirmektedir. “Hızlı Müdahale” hizmetimiz, üyelerimize ulusal yetkililerle müzakere ederken veya ortaya çıkan zorluklarla mücadele ederken politika uzmanlığına anında erişim sağlamaktadır. Akran değerlendirmesi ve gölgeleme programları ise üyelerimizin birbirlerinden doğrudan öğrenmelerine olanak tanımaktadır. Bu mentorluk, nadir görülen ancak son derece etkili bir uygulamadır.

NALAS, iyi yönetişimi ve ademi merkeziyetçiliği de savunmaktadır. Sadece finansal değil işlevsel olarak da yerel yönetimlerin özerkliğini savunuyoruz çünkü gerçek dayanıklılık ve duyarlılık yerelden başlar. Avrupa Yerel Özyönetim Şartı ilkelerine saygı gösterilmesini ve uygulanmasını sağlamak için Avrupa kurumlarıyla yakın bir şekilde çalışıyoruz. Bu sayede sel, enerji şoku, göç dalgası gibi krizler gerçekleşmeden çok önce şehirlerin krizlerle etkili bir şekilde başa çıkmalarını sağlayabiliyoruz.

Sosyal kapsayıcılığı da vurgulamak isterim. NALAS yerel yönetimlerin hizmetlerini daha kapsayıcı, toplumsal cinsiyet dönüştürücü ve savunmasız gruplara daha duyarlı hale getirmelerine destek olmaktadır. Bu girişimler, sosyal kapsayıcılık ve dayanıklılığın birlikte ele alındığında  yani toplumdaki her kesimin görüldüğü, fırsatlar tanındığı, soru sorulduğu, fırsatlar verildiği, desteklendiği ve güçlendirildiğnde – tüm systemin daha güçlü hale geldiğini gösteriyor.

Güneydoğu Avrupa'daki belediyeler arasında NALAS aracılığıyla kurulan dayanışma ağları, yerel yönetimlerin uluslararası görünürlüğünü nasıl artırıyor?

NALAS aracılığıyla oluşturulan dayanışma ağları, bölgemizdeki yerel yönetimler için oyunun kurallarını değiştiren bir etkiye sebep oldu. Özellikle küçük ve orta ölçekli olan belediyelerimiz, uluslararası alanda kendi seslerini duyurmakta zorluk çekebiliyorlar. Ancak 80 milyondan fazla vatandaşı temsil eden yaklaşık 9 bin belediye NALAS aracılığıyla bir araya geldiğinde, bu kolektif ses birdenbire gerçek bir değer arz ediyor. NALAS olarak parçalanmış ulusal çıkarlar yerine, ortak paydada bir araya gelen bölgesel saygın bir oluşum olarak öne çıkıyoruz; bu da büyük bir güç anlamına geliyor.

NALAS temel olarak güçlü bir savunucu hem de bir bilgi aracısı olarak hareket ediyor. NALAS aracılığıyla Güneydoğu Avrupa'daki yerel endişeler; Avrupa Belediyeler ve Bölgeler Konseyi, Yerel ve Bölgesel Yönetimler Kongresi, Avrupa Birliği kurumları gibi başlıca Avrupa ve uluslararası forumlara ulaşır. Böylece ademi merkeziyetçilik, mali özerklik, toplumsal cinsiyet eşitliği veya yerel iklim dayanıklılığı gibi konuların artık Avrupa'nın geleceği hakkında ciddi ve üst düzey görüşmelerin bir parçası olduğu anlamına gelmekte.

NALAS'ı bu kadar etkili kılan şey, herkesi kapsayan tek bir sesle konuşması. Ağ tüm üyelerine danışır ve temel politika konularında herkes tarafından onaylanan bölgesel görüşler geliştirir. NALAS bu görüşleri sunduğunda, bölgenin farklı deneyimlerini ve önceliklerini temsil eder; bu da onu tek bir ulusal lobi girişiminden çok daha etkili kılar.

Mülteci krizi ya da COVID-19 salgını gibi durumlarda NALAS’ın nasıl bölgesel irtibat noktası olduğunu deneyimleyerek dayanışmanın kriz zamanlarında nasıl görünür hale geldiğini de deneyimledik. NALAS o dönemlerde bilgileri koordine ediyor, ihtiyaçları değerlendiriyor ve belediyelerin kolektif bir şekilde yanıt vermesine yardımcı oluyordur.Uluslararası kuruluşlara ve bağışçılara, yerel yönetimlerin karmaşık, sınır ötesi zorluklarla başa çıkmada ne kadar merkezi olduğunu da kanıtladı.

Ancak NALAS aracılığıyla dayanışma yalnızca savunuculukla ilgili değil, aynı zamanda bilgi liderliğiyle de ilgilidir. Kapsayıcılık, dijitalleşmeden atık yönetimi ve enerji verimliliğine kadar her konuda en iyi uygulamaları topluyor ve paylaşıyor. Bu durum şehirlerimizi yalnızca yardımlardan yararlanan bir konumda bırakmıyor, aynı zamanda diğer bölgelerin de öğrenebileceği bilgi ve inovasyon üreticileri olarak konumlandırıyor.

NALAS'ın bir parçası olmak, belediyeleri uluslararası ortaklar ve bağışçılar için pratik bir fayda sağlamaktadır. Bölgesel iş birliği ve teknik kapasitenin zaten mevcut olduğunu gördüklerinde, yatırım yapmaya daha istekli oluyorlar. Bu da küçük şehirlerin tek başına hareket etmesinin mümkün olmayacağı finansman ve büyük ölçekli projelere kapı açma potansiyeli barındırıyor.

NALAS yerel diplomasiyi nasıl tanımlıyor?

Aslında 20 yıldan uzun bir süre önce NALAS, Balkanlar'daki savaşların ardından bölgede barış inşası ve uzlaşı için şehir diplomasisini kullanma girişimi olarak kurulmuştu.

NALAS için yerel diplomasi, şehirlerin ve belediyelerin uluslararası sahneye gözlemci olarak değil; bölgesel iş birliği, barış ve küresel ilerlemeyi şekillendiren aktörler olarak çıkması anlamına geliyor. Yani diplomasi, tabandan başlayan bir süreç olarak karşımıza çıkıyor.

NALAS, özellikle sosyal güç üzerinde duruyor; rekabet veya zorlamadan ziyade iş birliği, güven inşası ve bilgi paylaşımı ön planda. Yerel diplomasi, resmi müzakerelerden çok ağlar, ortak projeler ve eşler arası öğrenme yoluyla gerçekleşiyor.

Bir diğer önemli husus, yerel diplomasinin Avrupa entegrasyonunu nasıl desteklediği. Yerel yönetimler, ortaklıklar kurarak ve AB programlarına katılarak Avrupa'ya giden yolun sadece yukarıdan aşağıya bir süreç olmadığını; aynı zamanda şehirler arası iş birliği yoluyla aşağıdan yukarıya doğru inşa edildiğini göstermektedir.

Yerel diplomasinin bir diğer önemli boyutu, Avrupa entegrasyonunu nasıl desteklediği. Belediyeler ister kamu hizmetlerinde ister iyi yönetişim veya çevre politikalarında olsun, AB standartlarını benimseyen ve uygulayan ilk yönetim kademesidir. Ortaklıklar kurarak ve AB programlarına katılarak yerel yönetimler Avrupa yolunun sadece yukarıdan inen bir süreç olmadığını şehirler arasında iş birliğiyle aşağıdan da inşa edildiğini gösteriyor.

Elbette yerel diplomasi, bizi küresel gündemler de buluşturuyor. Şehirler iklim değişikliği, göç ve Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları (SKA) gibi konularda ön saflarda yer alıyor. NALAS aracılığıyla belediyeler, bu meselelerde tek ses olarak konuşuyor ve yerel eylemin küresel sorunların çözümünde merkezi bir rol oynadığını gösteriyor.

Son olarak yerel diplomasi aynı zamanda savunuculuk ve temsil demektir. NALAS, yerel yönetimlerin kolektif çıkarlarını ulusal ve uluslararası kurumlarda temsil etmelerine yardımcı oluyor — yerel özyönetim perspektifinin yalnızca duyulmasını değil, aynı zamanda saygı duyulmasını da sağlar.

Göç, iklim zorlukları veya afetler gibi kriz dönemlerinde sınır ötesi dayanışma nasıl daha kurumsal ve sürdürülebilir hale getirilebilir?

Sınır ötesi dayanışma yalnızca iyi niyet veya geçici önlemlerle sürdürülemez; gerçekten etkili olabilmesi için kurumsallaşmaya ve öngörülebilirliğe ihtiyaç duyar. Yerel yönetimler için bu, iş birliğini günlük idari, hukuki ve finansal sistemlerimize entegre edilmesi anlamına gelir; böylece kriz anında müdahale hemen ve koordineli bir şekilde gerçekleşebilir.

İlk adım olarak resmi yasal ve idari çerçevelere ihtiyacımız var. Bu, kalıcı bölgesel organlar oluşturmak, standart işletim prosedürleri geliştirmek ve acil durumlar için uyumlu protokoller hazırlamayı içerebilir. Böylece ulusal hukuki veya idari farklılıklardan kaynaklanan gecikmeler ortadan kalkar. Ayrıca sınır ötesi iş birliği, ulusal dayanıklılık stratejilerine veya afet risk azaltma planlarına açıkça dahil edilmelidir. Böylece hem tanınma hem de finansman önceliği sağlanır. 

İkinci olarak finansal sürdürülebilirlik kritik öneme sahiptir. Belediyelerin yalnızca ara sıra verilen hibelere değil, özel ve öngörülebilir kaynaklara ihtiyacı vardır. Bu, krizler sırasında acil yardım sağlamak üzere yerel yönetimler, bağışçılar ve kalkınma bankaları tarafından katkıda bulunulan bölgesel bir dayanışma fonu kurulması anlamına gelebilir. AB ve uluslararası hibe fonları, sınır ötesi dayanışma boyutu olan projelere öncelik vermeli ve kaynakların kalkınma projelerinden acil insani veya afet müdahalesine hızla aktarılabilmesi için finansman mekanizmalarına esneklik kazandırılmalıdır.

Son olarak insani ve siyasi sermayeye yatırım yapmalıyız. Dayanışma, zamanla inşa edilen güvene dayanır. Belediyeler arasında düzenli personel değişim programları, ortak eğitimler ve simülasyon çalışmaları, aşinalık ve operasyonel akıcılığın oluşturulmasına yardımcı olur. NALAS forumları ve görev grupları gibi siyasi ağlar, diyaloğu resmileştirir ve yerel çabaların ulusal ve uluslararası düzeyde tanınmasını sağlar.

Bu yazı, Kent dergisinin Ocak-Nisan 2026 tarihli onaltıncı sayısında yayımlanmıştır.

Derginin tamamını MBB Kültür Yayınları sitesinden buraya tıklayarak indirebilirsiniz.