Àrea Metropolitana de Barcelona Uluslararası İlişkiler ve Dijital Metropol Başkan Yardımcısı Jordi Castellana Gamisans ile Kente Dair
Yazan: Burcuhan Şener*
1. Metropoller bugün iklim değişikliğinden hızlı kentleşmeye ve kaynak kısıtlarına kadar, üst üste binen baskılarla karşı karşıya. Bu baskılar altında su, etkili biçimde yönetilmesi gereken ve giderek daha kritik hale gelen bir mesele. Su kıtlığı, sel ve su altyapısındaki sorunlar gibi pek çok metropolün karşı karşıya olduğu zorluklara maruz kalan bir metropoliten alan olarak Àrea Metropolitana de Barcelona (AMB) su yönetimi alanında hangi örnek uygulamaları hayata geçiriyor?
Su yönetimi, tekrarlayan kuraklıklar ve iklim krizinin etkileri nedeniyle Barselona Metropoliten Alanı’nın en öncelikli gündemlerinden biri haline geldi. Barselona Metropoliten Alan Yönetimi (AMB), dağıtımdan atık su arıtımına ve suyun yeniden kullanımına kadar kentsel su döngüsünün tamamını yönetiyor.
Katalonya’da 2008 yılında yaşanan şiddetli kuraklığın ardından AMB; Gavà-Viladecans, Sant Feliu de Llobregat, El Prat de Llobregat ve Montcada i Reixac’ta dört su geri kazanım tesisi kurdu. Geri kazanılmış su; tarım, yeşil alanlar, endüstriyel faaliyetler, sokak temizliği ve çevresel akışların desteklenmesi gibi alanlarda kullanılırken, Llobregat Nehri’nin debisini artırmaya yönelik dolaylı içme suyu uygulamalarında da değerlendiriliyor.
AMB, 2023 yılında metropoliten alanın önümüzdeki 30 yıllık su arzını güvence altına almayı amaçlayan Entegre Su Döngüsü Stratejik Planı’nı (PECIA) onayladı. Belediyeler, üniversiteler, çevre grupları, su işletmecileri ve vatandaşların katılımıyla hazırlanan plan mevcut Avrupa Birliği, İspanya ve Katalonya su politikalarını tamamlayıcı bir çerçeve sunuyor.
Plana göre Barselona Metropoliten Alanı, 2050 yılına kadar yılda yaklaşık 130 hm³’lük bir içme suyu açığıyla karşı karşıya kalabilir. Bu riski azaltmak için PECIA; su talebinin azaltılmasını, geri kazanım ve yeniden kullanım uygulamalarının yaygınlaştırılmasını ve alternatif su kaynaklarının artırılmasını öneriyor. Bu kapsamda Besòs Nehri sistemi için yeni içme suyu arıtma ve su geri kazanım tesisleri planlanıyor.
Tüm önlem paketi, yeni altyapılar için ayrılan 132 milyon avro dahil olmak üzere toplamda 2,1 ila 2,4 milyar avroluk bir yatırımı kapsıyor.

2. Sakinlerine sunduğunuz örnek hizmetlerin ötesinde, AMB uluslararası düzeyde de öncü bir rol üstleniyor. Stratejik açıdan bakıldığında, bir metropoliten yönetiminin kendi küresel yol haritasına sahip olması neden kritik öneme sahip? Ayrıca bu uluslararası görünürlük, vatandaşların günlük yaşamına nasıl somut faydalar sağlıyor?
AMB, metropoliten alanı etkileyebilecek Avrupa ve uluslararası politika gelişmelerini yakından takip ediyor ve bu politikaların metropoliten bölgelerin ihtiyaç ve gerçekliklerini gözetmesini sağlamak için çalışıyor. Kurumun hazırladığı Uluslararasılaşma Planı, yalnızca gelecekteki risk ve dönüşümlere hazırlık yapmayı değil aynı zamanda karar alma süreçlerinde daha etkin rol üstlenmeyi de amaçlıyor.
Bu doğrultuda AMB diğer metropoliten yönetimlerle iş birlikleri kurmayı, metropoliten alanların uluslararası kurumlar nezdindeki görünürlüğünü artırmayı ve özellikle Avrupa Metropoliten Alanlar Ağı (EMA) çerçevesinde ortak hareket kapasitesini güçlendirmeyi hedefliyor.
AMB’ye göre metropoliten yönetişim, iklim perspektifinin kamu politikalarına entegre edilmesi ve sosyal-territoryal uyumun korunması açısından kritik önem taşıyor. Metropoliten ölçekte geliştirilmeyen politikaların iklim ve sosyal eşitsizlikleri derinleştirme riski taşıdığına dikkat çekiliyor. Bu nedenle metropoliten iş birliği; toplumsal dayanıklılığı güçlendiren, kapsayıcı ve sürdürülebilir kent yaşamını destekleyen temel bir yaklaşım olarak değerlendiriliyor.
AMB’nin uluslararası alandaki varlığı, kent sakinleri açısından da doğrudan sonuçlar üretiyor. Avrupa fonları ve yatırımlarına erişimi kolaylaştıran bu ilişkiler ağı; yenilikçi çözümlerin ve iyi uygulamaların paylaşımını desteklerken, yaşam kalitesini artırmaya yönelik daha etkili kamu politikaları geliştirilmesine katkı sunuyor.

3. Metropoliten ölçek, ulusal ve yerel yönetimlerin geleneksel sınırlarının ötesinde neden giderek daha kritik hale geliyor? Temel kamu hizmetlerinin yönetiminde hayati bir rol üstlenmelerine rağmen, metropoliten alanlar sizce uluslararası arenada hak ettikleri görünürlük için hala zorlanıyor mu?
Buna rağmen metropoliten alanlar, uluslararası ölçekte hala yeterince görünür ve güçlü aktörler olarak kabul edilmiyor. Bunun temel nedenlerinden biri, metropoliten yönetişim modellerinin ülkeden ülkeye büyük farklılık göstermesi.
Bazı metropoliten yönetimler güçlü ve kurumsallaşmış yapılara sahipken, bazıları daha parçalı ve sınırlı yetkilerle faaliyet gösteriyor. Bu durum, uluslararası politika süreçlerine ve finansman mekanizmalarına erişimlerini de doğrudan etkiliyor.
Bu nedenle metropoliten alanlar arasında kurulan iş birlikleri ve ortak savunuculuk ağları giderek daha önemli hale geliyor. Uluslararası ağlar ve ittifaklar aracılığıyla birlikte hareket eden metropoliten yönetimler, ortak sorunlara karşı daha güçlü bir söz üretebilir; metropoliten ihtiyaçların küresel gündemlerde ve yatırım programlarında daha fazla karşılık bulmasını sağlayabilir.
4. “Yerel diplomasi”nin ulusal dış politikalar kadar etkili hale geldiği bir dönemdeyiz. Bu alandaki öncü kurumlardan biri olarak AMB, kendi “Uluslararasılaşma Planı”nı geliştirdi. AMB, Avrupa ve dünya genelindeki siyasi düzlemde nasıl bir liderlik rolü üstlenmeyi hedefliyor? Ayrıca bu “metropoliten ses”, uluslararası gündemleri nasıl şekillendiriyor?
AMB Uluslararasılaşma Planı doğrultusunda, metropoliten yönetimlerin sahip olduğu yetkilerin önemine ve Avrupa ile küresel hedeflerin sundukları doğrudan katkıya yakışır bir liderlik rolü üstlenmeyi hedeflemektedir.
Amacımız; küresel kurumların özellikle iklim, sürdürülebilirlik, konut, hareketlilik ve sosyal uyumla ilgili uluslararası hedeflerinin metropoliten yönetimlerin doğrudan katılımı olmadan gerçekleştirilemeyeceğini daha iyi kavramasını sağlamak. Metropoliten alanlar yalnızca danışılan yapılar olmamalı, aynı zamanda uluslararası politika ve finansman programlarının tasarlanması ve uygulanmasında stratejik ve yapısal aktörler olarak tanınmalıdır. Bu tanınma yalnızca metropoliten kurumların yararına değil. Küresel gündemlerin başarıyla hayata geçirilmesi açısından da kritik önemde.

5. AMB liderliğinde yürütülen Avrupa Metropoliten Otoriteleri (EMA), Avrupa’nın büyük şehirleri ve metropoliten alanlarından önde gelen siyasetçileri bir araya getiren bir platform. EMA Forumu aracılığıyla her yıl Avrupalı metropoliten liderleri ortak sorunları tartışmak, deneyim paylaşmak ve çözümler geliştirmek üzere buluşturuyorsunuz. Benzer kentsel gerçekliklere sahip Avrupa metropolleri arasında iş birliğini kolaylaştırma ve bir diyalog alanı oluşturma rolünü nasıl üstlendiniz? Sizce EMA Forumu bugüne kadar neleri başardı ve bugün metropoliten iş birliği açısından neden önemli bir platform?
Barselona Metropoliten Alanı, benzer kentsel sorunlarla karşı karşıya olan Avrupalı metropoliten ortakları bir araya getirmek amacıyla 2015 yılında Avrupa Metropoliten Otoriteleri (EMA) forumunu kurdu. İspanya’da AMB, yasa ile kurulmuş tek metropoliten yönetim olduğu için Avrupa düzeyinde ortaklar bulma ve metropoliten liderler arasında kalıcı bir diyalog ve iş birliği alanı oluşturma konusunda güçlü bir motivasyona sahipti.
O tarihten bu yana EMA Forumu, hem tanınan bir savunuculuk platformu hem de üyeleri arasında metropoliten sorunların, deneyimlerin ve çözümlerin paylaşıldığı değerli bir alan haline geldi. Forum sayesinde metropoliten liderler; Avrupa Parlamentosu üyeleri, Avrupa Komisyonu Başkan Yardımcıları, Avrupa Birliği Bölgeler Komitesi temsilcileri ve farklı Genel Müdürlüklerden üst düzey yetkililer dahil olmak üzere Avrupa kurumları ve siyasi temsilcilerle doğrudan diyalog kurma imkanı elde etti.
Bu savunuculuk çalışmaları sayesinde metropoliten boyut, bazı Avrupa programları ve finansman girişimlerinde giderek daha görünür hale gelmeye başladı. Ayrıca proje ve fon yönetimi konusundaki etki ve kapasitemizi artırmamıza da olanak sağladı. Ancak bu tanınma hala çoğu zaman yapısal ve doğrudan bir metropoliten yönetim ilişkisi yerine pilot, yenilikçi ya da geçici bir girişim olarak ele alınmaktadır. Metropoliten alanların yönettiği yetkilerin önemi ve Avrupa ile küresel hedeflere ulaşmadaki kritik rolleri göz önüne alındığında, bunun daha ileri bir noktaya taşınması gerektiğine inanıyoruz.

6. Bu yıl EMA Forum’u, Ekim ayında İstanbul’da Marmara Belediyeler Birliği ortaklığıyla düzenleyeceksiniz. Forumun teması “Metropoliten Geleceğin Yönetişimi: Politikalar, Fonlar ve İklim Kaynaklı Su Riskleri” olarak belirlendi. Bu yılki forumda bizleri neler bekliyor? Hangi temel başlıklar ele alınacak?
Barselona’daki EMA Forum’un onuncu yılının ardından MBB ile birlikte İstanbul’da düzenlenecek bu yılki etkinlik, küresel ve Avrupa gündemlerindeki değişimleri dikkate alarak 2030 sonrası metropoliten yönetişimin geleceğine odaklanacak. Forum, özellikle 2028–2034 Dönemi Çok Yıllı Mali Çerçevesi ve Bölgesel Uyum Politikası bağlamında, metropoliten alanların Avrupa hedeflerine ulaşmadaki kritik rolünü öne çıkaracak. Temel amaç, metropoliten yönetimlerin kendi yetki alanlarıyla ilgili uluslararası politikaların geliştirilmesi ve uygulanmasında aktif paydaşlar olarak sürece dahil edilmesini sağlamaktır.
Bu yıl ayrıca sel ve su kıtlığı gibi iklim kaynaklı su riskleri de forumun ana odaklarından biri olacak. Bazı uluslararası tartışmalar iklim krizine verilen önemi azaltmış olsa da forum, bu risklerin yönetiminin metropoliten ölçekte iş birliği gerektirdiğini vurgulayacak. Nihayetinde etkinlik, metropoliten alanların vatandaşları için daha dayanıklı ve kapsayıcı bir gelecek inşa edebilmesine katkı sağlayacak araçları, politikaları ve finansman olanaklarını sunmayı amaçlıyor.
*MBB Dış İlişkiler Müdürü
Bu yazı, Kent dergisinin Mayıs-Ağustos 2026 tarihli onyedinci sayısında yayımlanmıştır.
Derginin tamamını MBB Kültür Yayınları sitesinden buraya tıklayarak indirebilirsiniz.