09.01.2024

Dört Günlük "Dayanıklılık ve Ötesi"ne Yolculuk

Marmara Belediyeler Birliği tarafından Marmara Urban Forum’un (MARUF) üçüncüsü 4-6 Ekim tarihlerinde İstanbul Kongre Merkezi’nde, 7 Ekim’de Dünya Büyükşehirler Günü kapsamında Hilton Istanbul Bosphorus’ta gerçekleştirildi. Dayanıklılık ve Ötesi temasıyla düzenlenen MARUF23, 4 gün boyunca 140’ı aşkın oturumu, 45’ten fazla ülkeden 380’den fazla konuşmacıyı 5000’den fazla katılımcıyla bir araya getirdi. 120’den fazla partnerin desteğini alan MARUF23 boyunca yer alan 20 kent rotası, 6 sergi, 4 film gösterimi ve 16 stant katılımcılara keyifli bir deneyim yaşattı.

MARUF23 yaratıcı ekibiyle birlikte yaptığımız röportajla MARUF23’ün etkinlik çeşitlerinden mekan tasarımına, tema belirlenmesinden MARUF’un geçmişine dair birçok konuyu ötesine geçerek ele aldık.

MBB Genel Sekreteri olmanızın yanı sıra 2019 yılından bu yana MARUF’un genel koordinatörlüğünü üstleniyorsunuz. MARUF, bugün itibarıyla geldiği noktada Türkiye’deki yerel yönetimler için ne ifade ediyor?

M. Cemil Arslan: Biz bir yerel yönetim birliğiyiz. Yerel yönetimler demokratik, siyasi ve vatandaşa en yakın, onların gündelik hayatına dokunan kurumlar. Dolayısıyla da problemlerin çözümü noktasında kentte yaşayan insanların aklına gelen ilk kamu kurumu yerel yönetimlerdir. Bu açıdan son derece önemli MARUF’un konumlanışı. MARUF’u tasarlarken, kurgularken eylem odaklı, somut, pratik sorunlara çözüm arama platformu olarak konumlandırdık.

MARUF’un hem bu pratik eksenli çözüm arayışına zemin teşkil etmesi, hem ilgili bütün paydaşları bir araya getiren ve sektörler arası holistik bir bakış açısını temsil etmesi, hem de farklı kuşakları yani çok tecrübeli, insanlarla bilgiye sevdalı, geleceğini kurgulamaya çalışan planlama, siyaset, sosyoloji öğrencilerini bir araya getirmesinin çok değerli olduğunu düşünüyorum.

Bence MARUF’un çok temel özelliklerinden bir tanesi de isminden renklerine, içeriğine kadar hiçbirinin birine, bana ya da bir başkasına ait olmaması, MARUF ekibi tarafından birlikte kurgulanmasıdır. Kuşkusuz dışarıdan çalışmamıza dahil olan destekçiler, partnerler de var. Dolayısıyla aslında MARUF’un konumlandığı yer, aynı zamanda MARUF’un üretiliş biçimini de belirledi. Bu açıdan da tam söylediğini yapan ya da iddia ettiği şeyi önce kendisi kurgulayan bir yapı.

Küresel ölçekte kentlerin krizlere çözüm üretme hususunda üstlendikleri roller ve taşıdıkları potansiyel açısından uluslararası kent forumları nereye konumlanıyor?

M. Cemil Arslan: Her ülkenin ve her şehrin kendine özgü bir kültürü var. Biricik bir coğrafi mekanı, yaşam pratikleri, sosyal kabulleri var. Fakat diğer taraftan küreselleşmeyle hızlanan bir de küresel bazı ortak konular var. Mesela yaşam kalitesinin yükseltilmesi. Artık her kentin, her yurttaşın ilgilendiği bir alan. Demokratik ve açık sistemlerin kurulması herkesin ortak meselesi. İnsan onuruna yaraşır bir iş sahibi olmak, geçimini sağlamak, insanın barınabileceği bir konutunun olması, güçler arası denge ve denetim sisteminin kurulması evrensel bir mesele.. Bu nedenle zaten aslında, 2015 yılında dünyadaki tüm ülkelerin altına imza attıkları Sürdürülebilir Kalkınma Amaçlarının çok büyük bir kısmının kentsel alanda uygulanmadıkça başarılmayacağını söylüyor uzmanlar. Çok büyük bir kısmının bilhassa kent yönetimleri tarafından uygulanması gerektiğini söylüyorlar. Dolayısıyla bizim her kentimizin bir taraftan başka bir kentle karşılaştırılamayacak bir biricik tarafı var. Çözüm olanaklarının o kentte, o kentin özgün olanaklarıyla bulunması gereken sorunları var. Diğer taraftan da tür küresel meseleler var. Göçmenlikten iklim değişikliğine kadar herkesi, herkesin hayatını etkileyen ve küresel ölçekte karar alınması gereken konular var. Şimdi MARUF bir taraftan da bu tür küresel meselelere yerel aktörlerin nasıl cevap verdiğine, nasıl çözüm geliştirdiğine ilişkin bir adres olma yolunda ilerliyor aslında. Hem kurumlar iyi uygulamaları bir şekilde tartışıyor hem de insanlar birbirlerinden öğreniyorlar. Ama diğer taraftan öyle görüyorum ki, MARUF gelecekte sadece bu iyi uygulamaları pasif bir şekilde tartışan değil, aynı zamanda gelecekte nasıl olması gerektiği konusunda yön belirleyen bir platforma dönüşmek üzere. Bu açıdan bilhassa uluslararası düzeyde katılımcıların MARUF’u böyle kabullenmeye başladıklarını, buna ilişkin bir beklenti içerisinde olduklarını da doğrusu düşünüyorum. Bunu görüyorum. Zaten her sene artan uluslararası işbirliği ağımızın genişliği ve yaygınlığı bunu gösteriyor.

MARUF’un Türkiye için çok özgün olan tarafı, gerçekten bir ortak üretim platformu olması. Yani kurgusundan hayata geçişine kadar bir ortak üretim platformu, ortak aklın platformu. Bu kurumda çalışanlardan, bu kurumu siyaseten yöneten insanlara kadar tamamının katıldığı ve uluslararası düzeyde de kurgusundan itibaren insanlarla beraber hayal ettiğimiz MARUF23’ü yeni yaptık ve şimdiden MARUF25’i hayal etmeye başladık. Bu ortak üretim heyecanı son derece değerli bir şey.

MBB’nin 50 yıllık tarihine yönelik retrospektif bir değerlendirmede MARUF nasıl bir yer tutuyor?

M. Cemil Arslan: MBB’nin 50. yılına yaklaşırken şunu söyleyebilirim: Türkiye'de kurumların bana göre, en büyük zaaflarından bir tanesi, kurumsal süreklilik konusundaki zaaf. Türkiye'nin çok büyük kurumlarının bile web sayfalarına bakarsanız, o kurumların, o sıradaki yöneticilerinden itibaren kurulduğu gibi bir fikre kapılırsınız, öyle bir havaya kapılırsınız. Bence MARUF MBB’nin yaklaşık 50 yıllık bu sürekliliğini sağlama yolunda, MBB’ye çok önemli fırsatlar verdi. Hatırlayalım, ilk MARUF’ta da son MARUF’ta da kurucu başkanımız da vardı, o günkü başkanımız da vardı. Süreklilik, devamlılık ilişkisi, bir taraftan, geçmişten bugüne kadar, ülkenin farklı yönetsel ve politik koşullarında gerçekleşenleri anlamamızı sağlıyor. Diğer taraftan bunu güncelleyerek, işte eksikleri tamamlayarak ya da yeni ihtiyaçlara göre revizyonlar yaparak, yeniden biçimlendirerek, yeni yol almamızı sağlıyor. Çünkü, insan sadece doğruları yaparak gelişmez. Aslında insanlar hatalarından öğrenerek de gelişirler. Marmara Belediyeler Birliği'nin bu konuda çok cesur olduğunu söyleyebiliriz. Geçmişle irtibatı, 50 yılla irtibatı çok şey ifade ediyor. Bir de şunu unutmayalım. Yeteneğiniz ve birikiminiz ne olursa olsun, aslında bir kurumda, yıllar içerisinde oluşmuş ve kültüre dönüşmüş şeyler sizi etkiler. Dolayısıyla eğer bugün bir başarı varsa, bu başarının arkasında muhakkak surette 50 yılın birikimi, öyle ya da böyle vardır. Dolayısıyla orada kadirşinas olmak son derece değerli bir şey. Bu konuda zaman zaman Türkiye'de kurumlarının sınıfta kaldığını söyleyebiliriz. Ama MARUF’un bunu çok iyi başardığını söyleyebiliriz. Marmara Belediyeler Birliğinin zaten böyle bir kültürü var. Ama MARUF sanki bunu ayrıca ispatlanma aracı oldu. Bunun da başka insanlara heyecan verdiğini görüyorum doğrusu. Bu konuda çok olumlu, çok güzel tepkiler aldım.

Bir de tabii MARUF bize, Marmara Belediyeler Birliğinin misyonunun ne olması gerektiği konusunda yeniden bazı hatırlatmalarda bulundu. Mesela, işte, birlik kavramından yola çıkarak, farklı ölçekteki, farklı politik partiler tarafından yönetilen kentlerin ancak bir araya gelerek çözüm geliştirebileceklerine ilişkin inancımız biraz daha pekişti.

İşte Marmara Denizi'nden yola çıkarak, iklim değişikliği, gıda ve tarım problemi, bölgedeki su problemi, gibi alanlarda ne yapmamız gerektiği konusunda çalışmaları yaptık. Marmara Belediyeler Birliğinin 50 yıllık birikimi bize çeşitli konularda o güne kadar atılmayan adımları atma gücü verdi. Bu konuda bize cesaret verdi. Tabii şöyle bir avantajımız var, onu atlamamak gerekir. Bir kere Marmara Bölgesi çok ciddi avantajların olduğu bir bölge. Çok sayıda nitelikli üniversitenin, sanayinin çok güçlü kesimlerinin, çok güçlü özel sektörün, çok nitelikli uzmanların yer aldığı, Türkiye'nin insan kaynakları niteliğinin en yüksek olduğu bölgelerden biri. Onun başında geliyor hatta. Dolayısıyla bunun avantaja dönüştürülmesi önemliydi. MBB zaten kendi başına bir iş yapmaktan ziyade, aslında iş yapan insanları bir araya getiren bir platform. Bir özgürlük platformu gibi çalışıyor. Bunun hem MBB çalışanları, hem MBB yöneticileri tarafından içselleştirildiğini görüyoruz. Bu da Türkiye'nin bugün ihtiyaç duyduğu bir şey. MARUF bu cesaretle aslında bir taraftan küresel ölçekteki kent ve yerel yönetim deneyiminin Türkiye'ye aktarılmasına aracılık ediyor. Diğer taraftan Türkiye'nin yerel yönetim tecrübesinin yurt dışına aktarılmasını, uluslararası alana aktarılmasını sağlıyor. Bu açıdan da aslında interaktif, sadece tek boyutlu bir iletişim değil, iki boyutlu bir iletişimi sağlayan, birbirinden öğrenmeyi ve kendini sürekli yenilemeyi, çağıran ihtiyaçlara göre yenilemeyi hedefleyen bir organizasyon. Bunun daha da gelişerek devam edeceği konusunda umutluyum. Yani MARUF’un geleceği parlak. MARUF sayesinde de kentlerin geleceği parlak olacak.

MARUF katılımcılarına nasıl bir forum deneyimi sunuyor? Kent sinemasından kent kütüphanesine, kent rotalarından sergi ve atölyelere uzanan bir yelpaze göze çarpıyor. Bu çeşitlilik neyi amaçlıyor?

Ezgi Küçük Çalışkan: MARUF sadece kentlerin ve kentleşme pratiklerinin sorun alanlarına çözüm arayışı ile yetinmiyor aslında. Forumun planlanma sürecinden etkinliğin sonrasına, birlikte düşünme ve üretme süreçlerine, çağrısına çıktığı yeniden düşünme, farklı düşünme, birlikte hareket etme ve birlikte öğrenme deneyimini de katıyor. MARUF’tan edinilecek ‘know-how’ ya da forumun olanaklarıyla kurulacak iletişim ve etkileşim için tek taraflı bilgi ve deneyim aktarımının hâkim olduğu bir sistemden ziyade kent sineması, kent kütüphanesi, kent atölyesi, Play Marmara, networking odası ve hatta forumun gerçekleştiği dört duvarın dışında kentin içinde gerçek deneyimi sorguladığımız kent rotaları gibi araçlarla foruma katılımda çeşitliği artırıyoruz. Çeşitlilik, alternatiflerin görünür olması ve tüm bunları ortak bir çaba ile deneyimlemek, kentin kendi eşsiz çeşitliliği gibi, katılımcılara da neleri daha iyi yapabileceğimiz konusunda sürece dahil olmayı teşvik ediyor. Belki de katılımcılık meselesine MARUF ekibi olarak kendi yorumumuzu böyle katıyoruz.

MARUF’un “Çözüm Üreten Kentler” mottosu göz önünde bulundurulduğunda her bir etkinlik biçiminde “çözüm”e ilişkin neler bulmak mümkün?

Ezgi Küçük Çalışkan: Bu forumun “Çözüm Üreten Kentler” vurgusu da kurumlardan bireylere kadar geniş bir yelpazede, çeşitli toplumsal grupların kentli olma ya da kenttaş olma, kentli yaşamın domine ettiği tüm insani ve ekolojik kaynak ve süreçlerin farklı perspektiflerden ele alınmasını sağlıyor. MARUF’un bir oturumunda uygulamaya dönük, pratik çözüm önerileri bulunabileceği gibi, problemlere çözümcü yaklaşmanın ve çözüm bulmanın nasıl mümkün kılınabileceğini ortaya koymaya çalışan içerikler bulmak da mümkün. Belediyelerin farklı iş birlikleri ile etkili sonuçlar aldıkları ve 8 dakika gibi kısıtlı bir sürede katılımcılara sundukları İyi Uygulama Çarşısı gibi etkinlik türleri daha çok somut çözümleri gözler önüne sererken oyun yöntemi ile strateji geliştirilen bir ulaşım atölyesinde daha çok sunulan hayali sorunlar karşısında nasıl yol alınabilineceği deneyimleniyor.

MARUF oturumları bu yıl Derin Dalış, Hızlı Bakış, Balon mu, Değil mi? ve Yerel Eylem modlarıyla düzenlendi. Bu modlar, içeriklerin aktarılmasına nasıl bir fayda sağladı?

Ezgi Küçük Çalışkan: Bu yıl MARUF oturum kurgularını da standartların dışına çıkartarak çeşitlendirdi. Neyi ne kadar aktarmak istediğimizi ve hangi konuları tartışma konusu yapmayı arzuladığımızı da gösteren dört temel oturum modu kurguladık. Bunları oturum süresi, oturum konusu ve oturumun iç kurgusu eksenlerinde ayrıştırdık. “Derin Dalış” oturumları, 90 dakikalık oturum süresi ile en uzun ve MARUF23’ün ana teması olan “Dayanıklılık ve ötesi” için temel oluşturan yedi ana içeriğin yer aldığı oturumlar oldular. Yönetişim, sosyal dayanıklılık, çevresel dayanıklılık, kültürel dayanıklılık, ekonomik dayanıklılık, kamusal alan tasarımı ve Marmara Bölgesi’nin depreme dayanıklılığı meseleleri ele alındı. “Hızlı Bakış” oturumları ise tersine 30’ar dakikalık süresi ile bir konuda daha odaklı ve hızlı içeriğe ulaşmak isteyen katılımcılar için en kısa oturumlar olarak yer aldı. 60 dakikalık “Balon mu, Değil mi?” oturumları ile kentsel sorunlara çözüm olarak sunulan popüler araçlar ve konseptler, iki farklı perspektiften iki farklı konuşmacı arasında tartışmaya açıldı. Son olarak bir MARUF klasiği olarak dünyanın farklı kentlerinden ve farklı sektörlerden uygulamaya dönük çözüm önerilerini sunan isimleri 60’ar ve 45’er dakikalık “Yerel Eylem” oturumlarında ağırladık. Bunlara elbette bölgemize dair tartışmaların yer aldığı “Diyalog Marmara” oturumlarını, dayanıklılık ve ötesine geçmeden hatırlamamız gereken temel kent haklarımızın konuşulduğu “Temelleri Yeniden At” oturumlarını ve genç akademisyenlerin de katkısını aldığımız “Doktora Çarşısı” gibi diğer orijinal içerikleri de dahil etmek gerek.

İlk düzenlenişinden bu yana MARUF’un hem ulusal ve uluslararası partnerleri konusunda gösterdiği gelişim hem de partnerlerle yapılan iş birlikleri ve bunların çeşitliliği üstüne neler söyleyebilirsiniz?

Burcuhan Şener: MARUF hiçbir zaman tek bir kurumun tasarladığı bir forum olmadı. MARUF’u güçlü kılan temel unsurlardan biri farklı sektörlerden kişi ve kurumların iş birliğiyle düzenlenmesi. Yerel, bölgesel, ulusal ve küresel düzeyde yerel yönetimlerden bakanlıklara, akademiden sivil topluma, uluslararası kuruluşlardan kalkınma ajanslarına, kamu sektöründen özel sektör ve vatandaşlara kadar kent gündemiyle ilgili tüm paydaşların bir araya geldiği bir buluşma noktası olan MARUF’un paydaşları bu buluşma noktasında şehre ilişkin sorunları konuşurken çözüm önerilerini de masaya yatırıyor.

Geçtiğimiz yıllarda olduğu gibi, MARUF23’te de planlama ve hazırlık süreçleri, MARUF on the GO etkinlikleri, forum esnasındaki ve sonrasındaki süreçlerin tamamı, katılımcı bir yöntemle, paydaşların desteği ve katkılarıyla şekillendi. 2019 yılında 66 partner kuruluşun, 2021 yılında ise 113 partnerin desteğiyle düzenlenen MARUF’un partner sayısı 2023 yılında 120’nin üzerine çıktı. MARUF23’ün başarısında önemli rol oynayan partner kuruluşların yaklaşık %65’i Türkiye’deki kuruluşlardan, %35’i ise yabancı kuruluşlardan oluşuyor. Sektörel dağılıma baktığımızda ise sivil toplum kuruluşları, uluslararası kuruluşlar, akademi ve yerel yönetimler partnerlerin çok büyük bir kısmını oluştururken özel sektör, merkezi yönetim, kalkınma ajansları, meslek kuruluşları ve mahalli idare birlikleri de partnerler arasında yer alıyor. Partnerlerin farklı sektörleri ve uzmanlık alanlarını temsil etmesi, MARUF23’ün ortaya koyduğu çeşitliliğin ve kapsayıcı yaklaşımın altındaki sebeplerin başında geliyor.

MARUF23 partnerleri; foruma içerik, konuşmacı, planlama, organizasyon ve tanıtım desteği vererek oturumların şekillenmesi ve ilgililerine ulaşmasına katkı sağladı. Kent forumlarının ulusal ve uluslararası ölçekte en önemli muhatapları olarak değerlendirilebilecek Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ve UN-Habitat bu yıl da MARUF23’ün partnerleri arasında yer aldı. Ayrıca Dışişleri Bakanlığı AB Başkanlığı, Türkiye Belediyeler Birliği, bölgedeki 5 kalkınma ajansı, UNDP, ICLEI, Eurocities, GIZ, WWF, ALDA, NALAS, JICA, TEPAV, TESEV, İstanbul Politikalar Merkezi gibi pek çok kuruluş foruma partner olarak katkı vermeye devam etti. MARUF19 ve MARUF23’ün pek çok paydaşının yanı sıra Global Covenant of Mayors, UNICEF, EIT Urban Mobility, European Metropolitan Authorities, UNESCO Türkiye Milli Komisyonu, Fransız Kalkınma Ajansı, Politecnico di Milano, MetroHUB, Yurtdışı Türkler ve Akraba Toplulukları Başkanlığı, Teknopark İstanbul, PwC ve Koç gibi kamudan özel sektöre, akademiden sivil toplum kuruluşlarına, yerel yönetimlerden uluslararası kuruluşlara kadar pek çok yeni partnerin MARUF23’ün paydaşları arasında yer alması forumun en önemli katma değerlerinden biri oldu. Ulusal ve uluslararası partnerlerin resmi web siteleri ve sosyal medya hesapları üzerinden MARUF’u duyurmasıyla Avrupa’dan Amerika’ya, Afrika’dan Asya’ya kadar dünyanın çeşitli yerlerinde kent meselelerine ilgili duyan pek çok kişi ve kuruluş foruma katılım sağladı.

Etkinlikler boyunca benzer hedefler doğrultusunda çalışan farklı sektörlerden temsilciler ağ kurma etkinliklerinde bir araya geldi. Bu etkinliklerin faydası ne oldu?

Burcuhan Şener: Ağ kurma etkinlikleri MARUF kapsamında ilk defa düzenlediğimiz etkinlik türlerindendi ve oldukça ilgi gördü. MARUF’ta başarmayı arzu ettiğimiz temel hedeflerden biri de teorik bir etkinlik düzenlemek yerine katılımcıların pratik ihtiyaçlarını da karşılayan bir etkileşim alanı oluşturmak. Ağ kurma etkinlikleri, katılımcıların birbirleriyle ve başka bir mecrada iş birliği geliştirme imkânı yakalayamadıkları paydaşlarla bir araya gelebildikleri bir platform yarattı. Bu etkinliklerin en önemli özelliklerinden biri de aynı alanda çalışma yürüten kişilerin buluşma noktası olması.

“Yeşil Gelecek için Sivil Buluşma”, “Kentte Yaşlanmak”, “EduBridge - Bursiyerler Sektör Vizyonerleriyle Buluşuyor”, “FRIENDSHIP Projesi Aracılığıyla Avrupa ve Moğolistan Arasında Bölgelerarası İşbirliği”, “Projeler Fonlarını Buluyor”, “Yerel Yönetimler ve Uluslararası Kent Ağları Buluşması”, “Mavi-Yeşil Gelecek için Sektörel Dönüşüm”, “Yeni Avrupa Bauhaus LAB” ve “İklim Değişikliği ve Afetlere Dayanıklı, Geleceğe Hazır Sürdürülebilir Şehirler ve Altyapı Oluşturmak” başlıklı etkinlikler MARUF23 kapsamında networking odasında gerçekleşen etkinlikler arasındaydı. Bu ağ kurma etkinliklerinin tamamı, klasik panel formatının aksine, katılımcılara farklı sektörlerden ilgili alanlarda çalışma yürüten temsilcilerle bir araya gelerek iş birliği fırsatlarını konuşma imkânı verdi. Katılımcılar tarafından yoğun ilgi gören iki etkinliğin altını özellikle çizmek isterim. “Projeler Fonlarını Buluyor” konulu ağ kurma etkinliğinde yerel yönetimler ve ilgili diğer paydaşlar, fon sağlayan kuruluşlarla buluşarak proje fikirleri ve finansal destek imkanları üzerine görüştü. Uluslararası kent ağlarıyla yerel yönetimlerin bir araya geldiği networking etkinliğinde ise, yerel yönetimler üye olabilecekleri kent ağlarıyla tanışarak bu ağların çalışma alanları ve üyelerine hizmetleri konusunda bilgi aldı. Burada yer alan kent ağlarının tamamı Türkiye’deki belediyelerin de üye olabileceği uluslararası ağlardı. Yerel yönetimlere oldukça faydalı olan bu iki etkinliği önümüzdeki günlerde de farklı formatlarda devam ettirmeyi hedefliyoruz.

MARUF’un konuşmacı profilini değerlendirebilir misiniz?

Samet Keskin: MARUF’u gerçekleştirmemizdeki temel amaçlardan biri de “Çözüm Üreten Kentler” mottomuzdan hareketle kentsel meselelere yönelik çözümler için birlikte tartışmak ve üretmek. Nitekim MARUF’u biraz da aktörler arasında bir diyalog köprüsü olarak düşünüyoruz ve yeni iş birliklerinin oluşmasına ve deneyim paylaşımına imkan tanıyan bir platform olarak kurguluyoruz. Bu anlamda da hem uluslararası arenadan Türkiye’ye, hem de Türkiye’den yurt dışına sunulacak önemli katkılar olduğuna inanmaktayız. Bunu konuşmacılar ve konular nezdinde kapsayıcı bir şekilde yapabildiğimiz ölçüde başarılı olacağımızı düşünüyoruz. Bu kapsamda MARUF içeriklerini planlarken oluşturduğumuz etik ilkeler çerçevesinde belirlediğimiz çeşitli kriterler var. Konuşmacılar nezdinde göz önünde bulundurduğumuz etik ilkelerimiz arasında kadın-erkek dengesi, yerli ve yabancı dengesi, konuşmacıların uzmanlıklarını aktardığı kıta ve ülkeler arası denge, farklı disiplin ve sektörlerden temsilcilerin yer alması gibi kriterler bulunuyor. Bu açıdan değerlendirdiğimizde MARUF23 konuşmacılarımızın %52’sini kadın, %48’ini ise erkekler oluşturuyor. Hem MARUF19’dan bu yana cinsiyet dağılımı dengesi ve eşit temsil konusunda gösterdiğimiz hassasiyet hem de 380’den fazla konuşmacının olduğu bir forumda cinsiyet açısından bu eşit temsili gerçekleştirmenin bir başarı olduğunu düşünüyorum.

Konuşmacıların ülke dağılımına baktığımızda ise yaklaşık %71’inin Türkiye’den, %29’unun ise Türkiye dışından olduğunu görmekteyiz. Bir öz eleştiri yapmak gerekirse, uluslararası bir kentleşme forumu olarak tanımladığımız MARUF’ta uluslararası konuşmacıların oranı konusunda MARUF25 için ileriye taşımamız gereken alanlar ve kendimize verdiğimiz ödevler var. Coğrafi kapsayıcılık açısından değerlendirdiğimizde bu MARUF’ta 45’ten fazla ülkeden konuşmacı ağırladık. Bu ülkeler şu şekilde: ABD, Almanya, Arjantin, Arnavutluk, Avusturya, Bangladeş, Belçika, Bosna Hersek, Brezilya, Bulgaristan, Çek Cumhuriyeti, Çin, Danimarka, Filistin, Finlandiya, Fransa, Hollanda, İngiltere, İspanya, İsveç, İtalya, Japonya, Kamerun, Kanada, Karadağ, Kazakistan, Kolombiya, Kosova, Litvanya, Lübnan, Makedonya, Malta, Moğolistan, Moldova, Polonya, Portekiz, Romanya, Sırbistan, Slovenya, Suriye, Şili, Türkiye, Ukrayna, Ürdün, Yemen ve Yunanistan. Bu dağılıma baktığımızda başta Afrika kıtası olmak üzere konuşmacılar bağlamında ülke sayısını artırmak önceliklerimiz arasında olacak.

Kent rotaları MARUF23 katılımcılarına nasıl bir İstanbul deneyimi yaşattı? Bu rotalar genel MARUF deneyimi içerisinde nasıl bir yer tutuyor? Bu rotaları belirlerken nasıl bir yöntem izlediniz?

Görsev Argın Uz: MARUF’un kendisi her ne kadar üç güne ve tek mekâna (Dünya Büyükşehirler Günü ile bu dört gün, iki mekâna çıktı) sığan bir etkinlik olsa da aslında onu zamana ve mekâna yaymak için kullandığımız bazı araçlar var. Bunlar sadece üçüncü gününde gerçekleştirilen Kent Rotaları ile de sınırlı değil. MARUF, Ağustos ve Eylül aylarında MARUF on the Go (MARUF’a Doğru) etkinlikleriyle başlıyor ve bizleri Kent Ekimine ve MARUF’un kendisine hazırlıyor. İlkini MARUF21’de denediğimiz MARUF on the Go’larda bu sene İstanbul’un sınırlarını aşan 30’un üzerinde lokasyonda, 50’nin üzerinde partnerle birlikte atölyeden çalıştaya, webinardan ideathona ve eğitimden uygulamaya 15 farklı etkinlik gerçekleştirdik.

MARUF’un kısıtlı zamanı içinde gerçek kent mekânına açılmamızın ve kenti deneyimlememizin aracı ise Kent Rotaları idi. MARUF’un üçüncü gününde öğleden sonra MARUF katılımcılarını–belki de gezginlerini demek lazım–İstanbul Kongre Merkezi’nin dışına, kente davet ettik ve İstanbul’a yayılan, eş zamanlı 18 Kent Rotası gerçekleştirdik. Kent Rotaları ile MARUF’ta tartışılan pek çok meseleyi bu kez kenti, kültürel, tarihi, mimari, teknik ve teknolojik açılardan yetkin rehberler eşliğinde yürüyerek deneyimlemeyi ve tartışmayı hedefledik.

Kent Rotalarının bir kısmı, kent üzerine pek çok mesele için İstanbul’un canlı bir laboratuvar olması avantajını da kullanarak İstanbul’un bizatihi kendisi üzerineydi. İstanbul Tükenmeden ekibi ile İstanbul’un hikayesi bol Tarihi Yarımada, Galata-Pera-Beyoğlu ve Cibali-Fener-Balat gibi üç ayrı bölgesinde ‘İstanbul’u Yürümek 101’ adını verdiğimiz yürüyüşler düzenledik. Yine İstanbul’un tarihi dokusuna odaklanan diğer rotalar ise İBB Miras ile kurgulanan Beyoğlu’nun yer yüzüne çıkarılmış miras yapılarından Tarihi Yarımadanın yer altı mirasına kentin farklı katmanlarına odaklanan ‘İstanbul’un Katmanları’ rotalarıydı. Bunlara İstanbul’un yakın tarihe odaklanan, katılımcıların Docomomo-Türkiye ekibi ile Sur içinde ve Sur dışında 20. Yüzyılın izlerini sürdüğü iki yürüyüş ve Urbanwalks.ankara’nın Sur’un epey dışında Yeşilköy’de benzer dönemlere odaklanan ‘Mikrokozmoz’ yolculuğu eklendi. Elbette İstanbul’un mirası sadece yürüyerek keşfedilemezdi. Haliç’in sanayisizleşme ve kültür odaklı dönüşümünü merak eden MARUF katılımcıları da Urban.koop eşliğinde Haliç’te tekne ile geçmişin izinde bir yolculuğa çıktı.

Kent Rotalarını aynı zamanda MARUF ruhunun kente bir yansıması olarak da görebiliriz. Zira, MARUF içinde deneyimlenen birçok etkinlik moduyla Kent Rotalarında da karşılaşmak mümkün. Öyle ki MARUF’un oyunları, sergileri, iyi uygulama çarşıları ve atölyeleri de Kent Rotaları ile şehre taştı.  Urban.koop ile düzenlenen ‘Suyun Sesini Takip Et’ rotasında katılımcılar, İstanbul'un su mekânlarını, mirasını ve insanlarını Cendere Sanat Müzesinde kurgulanan bir oyun üzerinden tanımaya çalıştı. Üç gün boyunca MARUF’un sergilerini inceleyen katılımcılar için oluşturulan Kent Rotalarından biri de Salt Galata’da yer alan ve Reşad Ekrem Koçu’nun İstanbul Ansiklopedisi’nde yarattığı kent imgesi ve sakinleri üzerine oluşturulan serginin gezilebildiği ‘İstanbul Ansiklopedisinin Sayfalarında Dolanmak’ rotası idi. MARUF’ta Çözüm Labirentinde katılımcılarla buluşan İyi Uygulama Çarşısı da Kent Rotalarında farklı bir formatta deneyimlendi. Katılımcılar, Şişli Belediyesinin gıda temelli sosyal hizmet rotası, Maltepe Belediyesinin araçlardan çocuklara geçen sokaklar rotası ve Çekmeköy Belediyesinin Sınır Ötesi İş birliği Programları proje rotası ile birçok iyi uygulama ile yerinde tanıştı ve onları yakından inceleme fırsatı buldu.

Yine bu sene MARUF’ta bolca karşımıza çıkan atölyeler de kent rotalarında kentin ritmine ayak uyduran birer yürüyen atölyeye dönüştü. GDCI ve Superpool ile düzenlediğimiz yürüyen atölyede, şehri bir çocuğun gözünden deneyimlemek için kenti 95 cm’den görmenizi sağlayan Ters Periskoplar ile yürüyen katılımcılar birbirleriyle gözlemlerini ve deneyimlerini paylaştı. Nordic Playground Institute Türkiye ile MARUF on the Go kapsamında düzenlenen Oyun Alanı Güvenliği eğitimin katılımcıları için Maçka Parkında ‘Yürüyen Park Teftiş Atölyesi’ düzenlendi. Sadece insan yapımı kent değil kentin yabanı da Kent Rotalarının odağındaydı. İBB ile Yıldız Korusu’nda düzenlenen ‘Kentin Yabanına Yolculuk’ isimli yürüyen atölyede katılımcılar, kentin diğer paydaşları flora ve faunasını yakından tanıdı. Kentin ritmi elbette sadece yürüyerek keşfedilemezdi. Son olarak, Zincir Kıran Kadınlar ekibiyle kurgulanan ‘Birlikte Pedalla’ Kent Rotası ile bisikletli takım sürüşü atölyesi gerçekleştirildi.

MARUF’un temel misyonlarından biri de katılımcıların birbirinden öğrenmesine olanak sağlayacak bir alan açmak denebilir. Bu misyon doğrultusunda MARUF23’te neler yapıldı?

Görsev Argın Uz: MARUF’un değişmeyen mottosu ‘Çözüm Üreten Kentler’ çünkü zorluklar ve krizler çoklu olduğu gibi geliştirilebilecek çözümler de birden fazla. En doğru çözüm ise muhtemelen henüz tanışmadığımız birilerinde keşfedilmeyi bekliyor. Çözümleri paylaşmak, birbirinden öğrenmek ve iş birliğiyle daha iyisini üretmek için alan açmak MARUF’un temel misyonlarından biri. Tam da bu yüzden, MARUF’un belki de en yaratıcı yönlerinden biri etkileşimin derecesini ve derinliğini farklılaştıran etkinlik modları. MARUF23’te de katılımcıya merak ettiği mesele için ayırmak istediği zaman, dikkat ve emeğe göre seçebileceği farklı modlar sunmaya çalıştık. Derin Dalış, Hızlı Bakış, Balon mu Değil mi, Yerel Eylem ve Temelleri Sağlam At oturumlarının yanı sıra Kent Sineması, İyi Uygulama, Doktora, Start-up ve MARUF’a Doğru Çarşıları ya da MARUF’un fuaye alanında yer alan sergiler bu sene de MARUF katılımcılarına farklı öğrenme biçimleri sundu. Katılımcıları daha çok dinleyici ve izleyici olarak konumlandıran bu modların yanı sıra etkileşimin daha yüksek olduğu, katılımcıların tanışmasını ve iş birliği yapmasını hedefleyen ağ kurma etkinlikleri ve katılımcıların birlikte ortaya koyacakları katkılar ile şekillenen atölyeler bu sene MARUF’un en etkili birbirinden öğrenme araçlarından oldu.

Ciddi oyun yöntemiyle tasarlanan ve her MARUF’ta farklı bir tema ile katılımcılarla buluşan Play Marmara oyunu bu kez de Marmara Bölgesi’ndeki gıda ve lojistik meselesi için bir araya getirdi paydaşları. Zannediyorum (ciddi) oyun bu sene en çok kullandığımız yöntemlerdendi. MARUF23’te Kent Atölyesi olarak ayrı bir mekâna da sahip olan atölyelerde de birbirinden öğrenme metodu olarak bu yöntem çokça kullanıldı. Kırsal dayanıklılık üzerine senaryo üretme oyunu olan ‘Game R+41’ atölyesi ve MARUF’un ‘Kamusal Mekân Tasarımına Derin Dalış’ oturumunda ele alınan dayanıklı ve esnek kamusal mekânlara daha da derin dalmak isteyen katılımcılar için tasarlanmış ‘Şehir Oluşturma 101’ oyunu bunun örneklerindendi. Bu atölyelerden kimileri katılımcının MARUF’ta tartışılan konu üzerine biraz daha derinleşmesini sağlarken ‘Tekerlekten Bilgeliğe: Teori ve Uygulamada Bisiklet Mekaniği’ atölyesi gibi kimi atölyeler de katılımcıyı arkasından gelecek farklı oturumlara ve Kent Rotalarına hazırladı.

Bu sene MARUF’ta gençlerden öğrenme aracı olarak tasarlanmış pek çok atölye vardı. Bunlar ‘Kampüsün Ötesinde: Çözüm Üreten Öğrenciler Atölyesi,’ ‘Şehirler için Döngüsel Çözüm Lab'ı’ ve genç katılımcıların MARUF'a dair fikirlerini ve önerilerini paylaşmalarını ve MARUF25'i şekillendirmelerini istediğimiz ‘MARUF'u Hacklemek’ atölyeleri idi. Bu sene ayrıca gönüllü gençler arasından seçilen MARUF gözlemcilerinden MARUF’u üç gün boyunca gözlemlemeleri ve deneyimlemelerini istedik. Üçüncü gün, bu gençler kendilerine katılmak isteyen diğer MARUF katılımcısı gençlerle YoundTable’da bir araya geldiler ve birlikte ‘MARUF23’ün Gençlik Manifestosunu kaleme aldılar. MARUF23 raporunda yayımlanacak bu manifesto MARUF25 için de bizlere bir yol haritası sunacak.

MARUF23’te atölyelerin hedeflediği bir diğer özel grup da belediyelerdeki uygulamacılardı. Onlar için özel olarak düzenlenen Kent Atölyesi etkinlikleri, farklı belediyelerin farklı departmanlarından profesyonellerin, beklenmedik sorunlara iş birliğiyle çözüm üreterek yarıştıkları ‘Hayali Belediye Görevde: Çözüm Odaklı Bir Yarışma’ ile yine farklı belediyelerin mikro mobilite alanında karşılaştıkları zorluklara farklı çözümler üretmek için bir araya geldikleri ‘Kent İçi Makro Sorunlar için Mikro Hareketlilik Çözümleri’ atölyesiydi.

MARUF23’ün sunduğu yeniliklerden biri olan ve Fuaye alanında mekânlaşan Kent Kütüphanesinin Kent Atölyesi ile ortak programı olan ‘Kavramların Peşinde: Kente Dair Bir Tabu Oyunu’nda katılımcılar bir araya gelerek kentsel kavramların anlamlarını, farklı dillerdeki karşılıklarını keşfettiler ve karşılığı olmayan konseptler için birlikte bir karşılık aradılar. Kent Kütüphanesinin kendisi de kahve molalarında atölye mekânına dönüştü. Bu molalarda beliren ‘İklim Bulmacası’ mini-atölyeleri ile katılımcılar iklim değişikliğini ve etkilerini anlamak için tasarlanmış bir oyun ile tanıştılar.

Elbette ki MARUF ile hedefimiz bu öğrenme halini etkinlik günleriyle sınırlandırmaktan öte sonrasında devam edecek ilişkilere, birbirinden öğrenme biçimlerine ve iş birliğine dönüştürmek. Benim için bu sene MARUF'un en unutulmazlarından biri taktiksel şehirleşme ruhuyla şekillenen ve ‘MARUF Alley’ diyebileceğimiz fuaye alanı idi. İstanbul Kongre Merkezi'nin koridorları kamusal mekânlara dönüşerek Çözüm Labirentinden Marmara Salonu'na kadar uzanan ortak alan, oturma alanları, sergiler, etkileşim panosu ve Kent Kütüphanesi ile çözüm arayan ve/veya çözüm üreten pek çok farklı kent paydaşı için bir karşılaşma ve birbirinden öğrenme mekânına dönüştü. Bu mekânın gücüne inanıyor ve buradaki karşılaşmaların meyvelerini önümüzdeki dönemde göreceğimizi düşünüyorum.

MARUF23’te ilk kez hayata geçirilen kent kütüphanesinin kurgusu ve amaçları hakkında bilgi verebilir misiniz?

Damla Özden: Kent Kütüphanesi’nin kürasyonu, Kent Kütüphanesi'ni ziyaret eden herkesin kentleri kelimelerin büyülü dünyasıyla keşfetmelerini sağlamak amacıyla özenle yapıldı. Öncelikle, şehircilik ve kentleşme konularına ilgi duyan okurlar için seçtiğimiz kitaplarla, kent hayatının derinliklerine dalmak isteyenlere özel bir deneyim sunmayı hedefledik.

Kent Kütüphanesi'nin rafında yer alan kitaplar, yazar ve çevirmenlerin kent temalı eserleriyle zenginleştirildi. Bu, ziyaretçilere sadece yazılmış kelimelerle değil, aynı zamanda bu kelimelerin arkasındaki düşünce dünyasıyla da bağlantı kurma fırsatı tanıdı. Ayrıca, kütüphane kapsamında düzenlediğimiz söyleşiler ve oyunlar sayesinde, katılımcıların metin ve kent ilişkisini daha derinlemesine keşfetmelerine olanak sağladık.

Hedefimiz, ziyaretçilere sadece kitap okuma değil, aynı zamanda kent yaşamının karmaşıklığını ve zenginliğini daha iyi anlama fırsatı sunmaktı. Kent Kütüphanesi, sadece kitaplar arasında değil, aynı zamanda kentin sokaklarında ve hikayelerinde de bir yolculuğa çıkma isteğinde olan herkes için adeta bir geçit oldu. Bu şekilde, kent ile ilgilenen herkesi bir araya getirip, ortak bir paydada buluşturmayı amaçladık.

MARUF23’te ilk kez gerçekleşen kent sineması hakkında bilgi verebilir misiniz?

Nazlıcan Akcı: MARUF23 kapsamında bir kent sineması oluşturmak ve bir kentin hafızasının ve kimliğinin vazgeçilemez unsurları olan kültür ve sanatı odağına alan kamusal programlar üretmek, MARUF’a dair en büyük hedeflerimizden biriydi. Hem yerel hem küresel ölçekte boy gösteren çoklu krizlerin karşısında kentler birer birer hafızalarını inşa eden unsurları, miras mekânlarını, sinemalarını kaybederken “dayanıklılık ve ötesi” temasıyla düzenlediğimiz MARUF’ta kentsel dayanıklılığın bileşenlerinden biri olarak kültür ve sanat üzerine düşünmek kaçınılmazdı. Bir kentin sokaklarında yürürken kapısına yapıştırılmış afişlerle bir anda bizleri sokaktan alıp sinema salonunun içine çeken kent tecrübesinin, bu rastlantısallığın bireysel ve toplumsal sağlık üzerindeki iyileştirici etkisinin altını kalın bir çizgiyle çizerek MARUF mekânında böylesi bir kentsel tecrübeyi mümkün kılmak istedik.

MARUF’u hayalini kurduğumuz kentlerin bir tahayyülü bağlamında ele alırken elbette ki sinemanın erişilebilirlik ve kapsayıcılığını da düşünmemiz gerekiyordu. Her birimizin mücadele etmek durumunda kaldığı ekonomik koşulların karşısında günlük yaşam pratiklerimiz içerisinde kültür ve sanata bir bütçe ayırmak da giderek daha fazla düşünme sürecini gerektiren bir hal alıyor. Bu nedenlerden dolayı Kent Sinemasını şekillendiren bir diğer kriter de kent ve sinema üzerine düşünen MARUF katılımcıları için erişilebilir bir sinema deneyimini mümkün kılmak oldu.

Salt panellerden oluşan bir forum yapmanın ötesine geçerek kent ve kente içkin olan birçok bileşenle bağlantı kurmayı başarabildiğimiz ve bunu yaparken de kültür ve sanatı güçlü birer araç olarak kullanabildiğimiz kamusal programlar yaratma arzumuzun çıktısı olan Kent Sineması için bir kavramsal çerçeve belirledik. Kent sineması, kentlerin ve kent hayatının, tüketim ve hız merkezli günlük yaşam pratiklerinin içerisinde kaybolmamaya direnen unsurları ve toplulukları görünür kılan bir çerçeve sundu. Film seçkisini tasarlarken değişen toplumsal ve ekonomik sistemlerin kent mekanındaki yansımaları sonucunda habitatlarını kaybetme tehlikesiyle karşı karşıya kalan ve varlığını korumaya direnen topluluklara odaklandık ve bu çalışmayı yaparken insan merkezli bir yaklaşım benimsemekten kaçınmaya gayret ettik.

Kent sineması, sinema sanatının kenti anlama ve anlatma konusunda sahip olduğu ifade gücünü görünür kılmayı ve MARUF katılımcılarının günlük yaşam ve bireysel kent deneyimlerinde farkına varmadıkları unsurlara ve bileşenlere vakit ayırmalarını sağlayacak bir alan açmayı; katılımcısının kent ile ilişkisinde çeşitli açılımlar ve farkındalıklar oluşturmayı amaçlayan bir alan oldu. Kent Sinemasının başlıca hedeflerinden bir diğeri de sinema sanatının kentle kurduğu ilişkiyi, yerel yönetimler perspektifinden tartışmaya açacak bir kanal olma işlevini üstlenmekti. Yerel yönetimlerin kapasitesini ve kentlerin yaşanabilirliğini yükseltmeye çalışan bir kurum olarak Kent Sinemasının, yolu MARUF’a düşmüş olan belediye temsilcilerine görev yaptıkları belediyeye taşıyabileceği uygulamalar için ilham kaynağı olmasını hedefledik. Bu bağlamda Kent Sinemasını, yerel yönetimlerin kent sakinleriyle ilişki kurma, yetkili olunan yerleşim yerinde kültür ve sanat ekosistemini geliştirme, kent sakinlerinin kent ve kentin hafızası ile kurduğu ilişkiyi güçlendirme noktasında sinema sanatını güçlü bir araç olarak kullanma olanaklarını araştıran ve tartışan bir platform misyonu ile düşündük.

Kent Sineması aracılığıyla, yerel yönetimlerin sinema sanatını güçlü bir araç olarak kullanma noktasında iyi uygulamalarıyla öne çıkan belediye uygulamalarının yürütücülerinin deneyimlerini paylaşması ve söz konusu süreçlere ilişkin bilgi birikiminin yaygınlaştırılmasını amaçladık. Sinemanın kentler ve topluluklar üzerindeki etkisi üzerinde çalışan sinema kurumları, sivil toplum kuruluşları ve başarılı iş birliklerinin anlatılması, görünür olması ve bu önemli tecrübelerin çoğaltılmasına olanak tanıyacak bir platform oluşturmak Kent Sinemasının yola çıkış noktalarından biriydi.

Sözünü ettiğim tüm bu kavramsal çerçeve ve yaklaşım doğrultusunda bir film kürasyonu yapma ve bütünlüklü bir program oluşturma aşamasında Altyazı Sinema Derneği’nin kapısını çaldık. Konu kent olduğu zaman sosyal etki değeri yüksek ve anlamlı projeler üretme süreçlerinin elbette ki multidisipliner ekiplerin ortak üretimleri ve iş birlikleri olmadan ortaya çıkarılması pek mümkün değil. Bu düşünceden hareketle biz de Altyazı ekibinden sevgili Ayça Çiftçi, Yetkin Nural ve Ekrem Buğra Büte ile birlikte çalışarak ve uzmanlık alanlarımızı tek bir potada eriterek sözünü ettiğim kavramsal çerçeveye oturan ve ilk filmden son söyleşiye kadar her bileşeni ile bir anlatı oluşturan bir program oluşturduk.

Mega kentlerin nasıl insan odaklı bir planlama yaklaşımı ile tasarlanabileceğinden, bugün neredeyse dünyanın tüm kentlerinde farklı çehreleriyle görünür olan barınma mücadelesine, Türkiye’nin farklı kentlerinden yerel yönetimlerin ve sinema kurumlarının iyi uygulamalarından, kentlerin insandan-ibaret-olmayan sakinlerine uzanan Kent Sineması programı, dört film gösterimi ve dört söyleşiden oluşuyordu. Üç gün boyunca MARUF katılımcıları tarafından büyük bir ilgi gören ve de yönetmen söyleşilerini de içeren Kent Sineması, içinde barındırdığı yaklaşım ve etkinlik çeşitliliği ile MARUF’un önemli öğrenme alanlarından biri oldu.

MARUF23 bu yıl özellikle etkinlik mekânındaki uygulamalarla da dikkat çekti. Bu uygulamayı yaparken nelerden ilham aldınız ve bu uygulama MARUF’a nasıl bir katkı sundu?

İrem Kurtuluş: Kent, sakinlerine içinden geçilen sokakları, meydanları, çeşitli amaçlarla kullanılan binaları ile her gün ayrı bir deneyim sunuyor. Biz de MARUF23’ün ana mekanını kullanıcılar için bir MARUF deneyimine dönüştürmeyi amaçladık. MARUF, tüm kentliler için bir buluşma ve bir araya gelme platformu olduğundan etkinlik mekanının bu amaca uygun şekilde kullanılabilmesi önceliklerimizden biri oldu. Bu kapsamda alanı çeşitli alt bileşenlere ayırarak MARUF23’ün etkinlik modlarının ruhu ile mekânın doğasının uyumla buluşacağı bir yerleştirme yaptık. MARUF’un rengi ve içerik çeşitliliğinin mekânda doğru yeri bulması katılımcıların deneyiminde kritik bir öneme sahipti. Bu noktada kullanıcı davranışları-işlev ilişkisini en doğru şekilde anlayabilmek adına çeşitli niteliksel ve niceliksel analizlerden faydalandık. Bütünlük, harmoni, denge ve zıtlıklardan oluşturulan tasarım ilkeleri ile etkinliğin bulunduğu katın fuaye alanını kentin kamusal mekânı olarak kurguladık. Salonlar ise farklı ihtiyaçlara ve modlara sahip oturumların konumlandığı ve kendi içinde özelleşen alanlar oldu. Zemin, duvar, kolon gibi yapısal elemanların etkin kullanımı ile katılımcıların hareket akışı desteklendi ve mekânsal farklılaşma yaratıldı.

Plan üzerindeki kararların katılımcıların hissetmesini arzu ettiğimiz etkiyi yatay yüzeyleri olduğu kadar düşey yüzeyleri de kullanarak destekledik. Üçüncü boyuttaki etkiyi artırma noktasında MARUF23’ün görsel kimliği ve malzeme kullanımı etkin unsurlar olarak öne çıktı ve tasarımsal kararları güçlendirdi. MARUF23, yalnızca İstanbul Kongre Merkezi’ndeki üç güne sığmayan, etkileri önceden başlayan ve sonrasında da devam eden bir etkinlik oluğundan kullanılan malzemelerin sürdürülebilir ve doğal olması oldukça önemliydi. MARUF23’ün mottosuna uygun şekilde başka formlara ve kullanımlara adapte olabilme potansiyeli yüksek, ahşap, mukavva gibi geri dönüştürülerek tekrar kullanılabilecek malzemelerin seçilmesi kullanılan materyallerin etkinlik sonrası yaşam döngüsünü devam ettirmesi adına önemliydi. Mekânsal tasarım kararları, hem MARUF’un ilkeleri ve etkinliğin vurguladığı konularla örtüşecek hem de MARUF23’ün bir kent formunun ötesine geçerek etkilerini sonrasında da devam ettirmesine olanak verecek şekilde biçimlendi.

MARUF23’ün görsel dünyası ana tema olan “dayanıklılık ve ötesi”ni nasıl yansıttı?

Emrehan Furkan Düzgiden: MARUF’un mevcut görsel kimliğiyle ilgili endişelerimiz vardı. 2019 yılında yaptığımız etkinlikten ayrışmak adına – çünkü artık başka bir MARUF vardı ortada- 2023 için farklı bir konsepte ihtiyacımız olduğunu biliyorduk. Tasarım ise sonsuz boyutları olan ve herkese göre farklılık gösterebilen bir olgu. Yapılmamış bir tasarımı somut kavramlarla açıklamak ise imkânsız. Biz de bu yılın teması “Dayanıklılık ve ötesi”ne uygun olarak bir brief hazırladık. Bu brief’te “dayanıklılık” kavramının zorluklara dayanma kapasitesini ön plana çıkarmak istediğimizi belirttik. Notlarımızda “bağlar”, “kompozit”, “esneklik” gibi anahtar kelimeler bulunuyordu. MARUF’un kreatif ajansı ise bu kavramlara uygun olarak birden çok tasarım önerisiyle geldi (Gizlilik anlaşmamız gereği örnekler gösteremeyeceğiz.). Tek bir malzeme yerine farklı parçaların bir araya gelmesinin daha güçlü bir direnme kabiliyeti oluşturacağı önerisi üzerine tasarım ekibimiz MARUF logosunu bir de bu gözle dikkatle inceledi.

Hatice Çetinlerden:  Mevcut logomuzda ulaşımı, konutu, suyu, tarımı ve özellikle forum ve agora başta olmak üzere bir araya gelinen kamusal mekânı sembolize eden elementlerden kesitler alınarak çoklu malzemenin yarattığı direnç yansıtılmaya çalışıldı. MARUF23 konseptinde dayanıklılığı vurgulama arayışımızda kararlılığı ve uyarlanabilirliği de örneklemek istiyorduk. Suyun sürekli akışından tarımın köklü istikrarına, ulaşımın kurduğu bağlantılardan konutların barındıran ve kucaklayan dokusuna ve kamusal alanların canlı sinerjisine kadar MARUF logosunda bulunan her unsur, dayanıklılığa kasıtlı bir selam niteliğinde tekrar ele alındı. Bu bileşenlerin entegrasyonu, birlik içinde bulunan güce kasıtlı bir övgüydü. Tasarım, her biri yalnızca bağımsız bir yönü değil, aynı zamanda dayanıklı yapıların birbirine bağlılığının ve birbirine bağımlılığının bir göstergesi olan katmanlarla donatıldı. Bu farklı unsurlar bilinçli bir şekilde birleştirildi; yalnızca dayanıklılığı değil aynı zamanda dayanıklılığın çok yönlü doğasının kutlanması da amaçlandı. Zorlukları aşan ve uyum yoluyla gelişen, yaşamın organik doğasını yansıtan, adaptasyonun, dönüşümün ve kendini onarmanın kutlandığı bir ekosistem bu tasarım anlatısında vücut buldu. Sonsuza uzayan çizgilerle mekan ile tasarım arasında bağlantılar kuruldu. Tasarım anlatımımız aynı zamanda dayanıklılığın çeşitli yönlerinin uyumlu birleşimini de simgeliyor. Bu, çeşitliliğin doğasında bulunan güce görsel bir saygı duruşu niteliğinde; tüm karmaşık karmaşıklığıyla kalıcı dayanıklılık ruhunu somutlaştırıyor.

Emrehan Furkan Düzgiden: MARUF23 tasarım konseptinde kompozit malzeme üretimindeki gibi üst üste binen, kesişen, yeni katmanlar yaratan bir görsel dil hazırlandı. “Dayanıklılık” vurgusu için her bir element güçlendirildi ve katmanların oluşabilmesi için kütlelere dönüştürüldü. Üst üste gelen ve güçlenen katmanlar oluştu. Farklı formlar ve boşluklar kompozit bir yapının yarattığı direnci de yansıttı. Aynı zamanda çok sesliliğin ve kapsayıcılığın vurgulanması için MARUF’un renk paletinin alt tonlarıyla renk skalası çeşitlendirildi. Siyah arka plan kullanımı, Bauhaus tarzının MARUF23 yorumuyla buluşarak, tasarımımıza modern bir dokunuş ve evrensel bir estetik de kazandırıldı

Diğer İçerikler Blog