COP31’e Doğru Şehir Konuşmaları Serisinin "Adil Dönüşüm: Kimin İçin ve Nasıl?" Başlıklı Üçüncü Oturumu Tamamlandı
COP31 Eylem Gündemi öncelikleri doğrultusunda hazırlanan “COP31’e Doğru Şehir Konuşmaları” serisinin üçüncü oturumunda, adil dönüşümün ekonomik, toplumsal ve yönetişim boyutları farklı perspektiflerden ele alındı. İklim politikalarının farklı toplumsal kesimler üzerindeki etkileri, dönüşüm sürecinde oluşabilecek adaletsizlikler ve karar alma mekanizmalarına katılım oturumun temel başlıklarını oluşturdu. Konuşmalarda, fosil yakıtlardan çıkış ve düşük karbonlu ekonomiye geçiş sürecinin istihdam ve yerel kalkınma planları üzerindeki etkileri değerlendirilirken; enerji yoksulluğu, mesleki dönüşüm, sosyal koruma mekanizmaları ve kırılgan grupların desteklenmesine ilişkin yaklaşımlar paylaşıldı.
UN Global Compact Türkiye Üye ve Paydaş İlişkileri Müdürü Güzin Öztürk’ün, iklim değişikliği ile mücadelenin herkesi aynı şekilde etkilemediğine ve adil bir dönüşüme duyulan ihtiyaca dikkat çeken değerlendirmesiyle başlayan oturumda; Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı (TEPAV) Enerji ve İklim Değişikliği Çalışmaları Merkezi Direktörü Dr. Mühdan Sağlam, Sürdürülebilir Ekonomi ve Finans Araştırmaları Derneği (SEFİA) Araştırmacısı Berfu Çopur ve Mekanda Adalet Derneği Çevre Adaleti Program Uzmanı Hülya Çeşmeci Cengiz, iklim hedeflerinin hayata geçirilmesinde önemli bir yere sahip olan adil dönüşüm süreçlerini bölgesel kalkınma, istihdam, teknik kapasite ve katılım boyutlarıyla değerlendirdi.
Dr. Mühdan Sağlam, sera gazı emisyonlarının büyük bir bölümünün enerji sektöründen kaynaklandığını ve Türkiye’de enerji sektörünün sera gazı emisyonlarındaki payının yaklaşık %73 olduğunu ifade etti. Fosil yakıtlardan çıkış ve enerji dönüşümü sürecinin adalet boyutuna dikkat çeken Sağlam; dağıtım, süreç, statü ve mekânsal adalet kavramlarını açıkladı. Enerji dönüşümün istihdam boyutuna da dikkat çekerek yeni istihdam alanlarına geçiş sürecinde çalışanların gelir kaybının önüne geçilmesinin adil dönüşümün bir parçası olduğunu ifade etti. Marmara Bölgesinin sanayiye ev sahipliği yapıyor olması sebebiyle, Avrupa Birliği Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması’na (CBAM) uyum sürecinde yoğun bir dönüşüm yaşayabileceğini ifade eden Sağlam, yeşil ve dijital dönüşümün birlikte ele alınmasının ve istihdam kaybını önleyen, bölgesel değişiklik gerektirmeyen bir yaklaşımın gerekliliğini vurguladı. Sağlam, Ulusal Katkı Beyanları (NDC) ve Emisyon Ticaret Sistemi düzenlemelerinin fosil yakıtlardan çıkış sürecini desteklediğini ve Türkiye’de adil dönüşüm gerçekleştirilebilmesi için fosil yakıtlardan çıkış hedeflerine dair süreç ve zamanlamanın netleştirilmesinin önemine dikkat çekti. Belém’de kurulan Adil Geçiş Mekanizması’na da değinen Sağlam, Antalya’da düzenlenecek COP31’in “Uygulama COP’u” olarak bu alanda somut bir katkı oluşturma fırsatı sunduğunu vurguladı.
Türkiye perspektifinden adil dönüşüme değinen Berfu Çopur, adil bir geçişin bölgesel kalkınma, sosyal ve teknik yapıdan bir bütün olarak değerlendirilmesi gerekliliğini vurguladı. Çopur, dönüşüm süreçlerinde bölgeler arası farklılıklara dikkat çekerken uluslararası uygulamalardan da örnekler vererek Avrupa Birliğinin Adil Geçiş Fonu’nu, Almanya ve Polonya’nın bölgesel ihtiyaçlara göre farklılaşan modellerini aktardı. Ulusal ölçekte çerçevesi çizilen, çok paydaşlı ve katılımcı süreçlerle yürütülecek çalışmalarla yerelde uygulanacak pilot çalışmaların COP31 sürecine somut katkı sağlayacağını ifade etti.
Hülya Çeşmeci Cengiz, temiz enerjiye geçişin farklı toplumsal gruplar üzerindeki gündelik hayattaki etkilerine değinirken iklim politikalarındaki dönüşümün maliyetlerinin ve faydalarının adil dağılımının öneminin altını çizdi. Cengiz, sıcak hava dalgalarının kentte yaşayan farklı kesimleri aynı şekilde etkilemediğini ifade ederek serinlemenin de bir halk sağlığı ve temel bir hak meselesi olduğunu vurguladı. İklim politikalarının enerji yoksulluğunu gözeterek tasarlanmasının toplumun farklı kesimlerinde adil dönüşümü destekleyeceğine dikkat çeken Cengiz; Türkiye’de adil geçiş konusunda yerel hedeflerin bölgesel planlamayı, sosyal ve ekonomik açıdan bütünleşik planlanmasının kritik bir işlev üstleneceğini vurguladı.
Oturumda, COP31’in “Uygulama COP’u” niteliği doğrultusunda adil dönüşümün emisyon azaltımı, istihdam, bakım ekonomisi ve toplumsal adalet boyutlarıyla bir bütün olarak ele alınması gerektiği belirtildi. İklim politikalarının hayata geçirilmesinde küresel ve ulusal hedeflere ek olarak bölgesel planlamaların oluşturulmasının, veriye dayalı planlama ve ihtiyaç analizleri ile kurumsal kapasite ve koordinasyonun toplumun farklı kesimleri için adil geçişin sağlanmasında kritik bir rolü olduğu paylaşıldı. Yerel halkın sürecin başından itibaren karar alma mekanizmalarına katılımının ve yerel yönetimlerin bölgesel kalkınma ve planlama süreçlerine dahil edilmesinin adil dönüşüm sürecinde kritik olduğu vurgulandı.
"COP31’e Doğru Şehir Konuşmaları" serisinin dördüncü oturumu "Değişen İklimde Sağlıklı Kentler" başlığıyla 20 Ağustos 2026 tarihinde MBB Hızır Bey Çelebi Salonu’nda düzenlenecek. Link aracılığıyla kayıt olabilirsiniz.