COP31’e Doğru Şehir Konuşmaları Serisinin "Taahhütten Eyleme: Yerelde İklim Finansmanı" Başlıklı İkinci Oturumu Tamamlandı
COP31 Eylem Gündemi öncelikleri doğrultusunda kurgulanan “COP31’e Doğru Şehir Konuşmaları” serisinin "Taahhütten Eyleme: Yerelde İklim Finansmanı" başlıklı ikinci oturumunda yerel yönetimler tarafından hazırlanan İklim Değişikliği Eylem Planları'nın nasıl uygulanabilir, ölçülebilir ve finansmana erişebilir projelere dönüştülerebileceği konuşuldu.
MBB Genel Sekreteri M. Cemil Arslan'ın yerel yönetimlerin finansmana erişiminin ve uluslararası iş birliklerinin iklim dirençli şehirlerin desteklenmesindeki önemine dikkat çeken açılış konuşmasıyla başlayan programda; İLBANK Finansal Kurumlar ve Yatırımcı İlişkileri Dairesi Başkanı Hasan Fehmi Tığlı, Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası (EBRD) Sürdürülebilir Altyapı Kıdemli Bankacısı Begüm İrhan ve Fransız Kalkınma Ajansı (AFD) Belediye ve Sosyal Altyapı Sektörü Kıdemli Proje Yöneticisi Dr. Melis Aydemir, MBB Sürdürülebilirlik ve İklim Değişikliği Merkezi Direktörü Merve Ağca’nın moderasyonunda yerel yönetimlerin iklim finansmanına erişimi, uluslararası finans kuruluşlarının sunduğu imkânlar ve uygulama deneyimleri üzerine değerlendirmelerini paylaştı.
COP31’in uygulama ve hızlandırma vurgusunun yerel yönetimler için sunduğu fırsatlara dikkat çekilirken ulusal iklim hedefleri ile yerel yatırımlar arasında nasıl daha güçlü bir bağ kurulabileceği, belediyelerin Yerel İklim Değişikliği Eylem Planlarını (YİDEP) ve Sürdürülebilir Enerji ve İklim Eylem Planlarını (SECAP) yatırım yapılabilir proje portföylerine dönüştürmesinin önemi, uluslararası finansman kuruluşlarının belediyelerden beklediği hazırlık düzeyi ve büyükşehirler ile küçük ve orta ölçekli belediyelerin farklılaşan ihtiyaçları ele alındı. Oturumda ayrıca ortak proje geliştirme havuzlarının sağlayabileceği imkanlar, azaltım ve uyum yatırımlarında sektörel öncelikler ile yerel iklim finansmanında çok düzeyli iş birliğinin önemi vurgulandı.
Merve Ağca, konuşmasında kentlerin iklim değişikliğine karşı dayanıklılıklarının artırılması için sel ve taşkın yönetimi, enerji verimliliği, düşük karbonlu kentsel ulaşım ve altyapı sistemlerini güçlendirecek yatırımların desteklenmesinin önemine değindi. Dünya Bankasının “Şehirlere Yatırım: Dirençli ve Düşük Karbonlu Kentleşmeye Yatırım” (Banking on Cities: Investing in Resilient and Low-Carbon Urbanization) raporuna atıfta bulunan Ağca, düşük ve orta gelirli ülkelerde dirençli ve düşük karbonlu şehirler için 2050 yılına kadar yıllık yaklaşık 256-821 milyar ABD doları ve toplamda 7,9 ila 25,5 trilyon ABD doları yatırım ihtiyacı bulunduğuna ilişkin tahminlere dikkat çekti. Ağca, COP31’in uygulama odaklı yaklaşımı doğrultusunda, Ulusal Katkı Beyanları'nda yer alan uyum ve azaltım hedeflerine ulaşmanın yerel yönetimlerin etkin katılımı ve uygulama kapasitesiyle doğrudan ilişkili olduğunu vurguladı.
Hasan Fehmi Tığlı, iklim dirençliliğini güçlendirme odağındaki yatırımlarda en kritik aşamanın proje hazırlık süreci olduğunun altını çizdi. Uluslararası finansman kuruluşlarının sürdürülebilir projeleri önceliklendirdiğini ifade eden Tığlı, iklim dirençliliği odaklı yatırımlarda teknik fizibilite, çevresel ve sosyal etki değerlendirmelerinin finansmana erişimde belirleyici ve kritik unsurlar olduğunu da vurguladı. Sürdürülebilir Kentsel Dirençlilik Finansmanı İnisiyatifi (Sustainable Urban Resilience Financing Facility-SURFF) kapsamında planlanan çalışmalar hakkında bilgi veren Tığlı, programın yerel yönetimlerin proje hazırlama kapasitelerini güçlendirmeyi, uygun finansman kaynaklarına erişimlerini kolaylaştırmayı ve uluslararası finans kuruluşlarıyla iş birliklerini artırmayı amaçladığını aktardı. Ayrıca, COP31 aksiyon ajandasında “İklim Dirençli Şehirler” başlığına atıf yapan Tığlı, iklime dirençli şehirleri güçlendirmek için mükemmeliyet merkezi ve yatırıma hazır proje havuzu oluşturma hedeflerini aktardı.
Begüm İrhan, EBRD Yeşil Şehirler Programı (Green Cities) kapsamında belediyelere sunulan finansman ve teknik destek mekanizmalarını paylaştı. Yeşil Şehirler Programı’nın, Paris Anlaşması hedefleri doğrultusunda kentlerin düşük karbonlu ve iklim dirençliliğini destekleyici yatırımlara yönelmesini desteklemek amacıyla oluşturulduğunu belirten İrhan, finansmanın proje geliştirme, teknik danışmanlık ve uygulama süreçlerini kapsayan bütüncül bir destek modeli olarak ele alındığını ifade etti. Yeşil Şehirler Programı kapsamında hazırlanan Yeşil Şehir Eylem Planları'nın (Green Cities Action Plan-GCAP), kentlerin yatırım önceliklerini belirlemede önemli bir araç olduğunu vurgulayan İrhan, program ile belediyelerin iklim değişikliğine uyum ve azaltım konulu projeleri önceliklendirerek yatırım portföylerini güçlendirebildiğini belirtti.
Melis Aydemir ise yerel yönetimlerin sürdürülebilir altyapı yatırımlarında uluslararası kalkınma finansmanının rolünü değerlendirdi. Belediyelerin havza ölçeğinde ve sektörler arası bütüncül yaklaşımlarla proje geliştirmelerinin önemine değinen Aydemir; su ve atıksu yönetimi, enerji verimliliği ve dayanıklı altyapı yatırımlarının iklim dirençli şehirlerin desteklenmesi için öncelikli alanlar olduğunu belirtti. Finansman kararlarında çevresel ve sosyal etki değerlendirmelerinin kritik önemine vurgu yapan Aydemir, yerel yönetimlerin proje geliştirme kapasitelerini güçlendirecek teknik destek mekanizmalarının en az finansman kadar önemli olduğunun altını çizdi.
Paris Anlaşması’nın ardından 2016 yılında Marakeş’te düzenlenen COP22’den bu yana iklim müzakerelerinde gündemde yer alan “uygulama” vurgusunun Marakeş’ten Glasgow’a, Şarm el-Şeyh’ten “Finansman COP’u olarak adlandırılan” Bakü’ye ve Belém’e kadar devam ettiğine dikkat çekilirken bu gündemin COP31 kapsamında finansman, adil geçiş, NDC’lerin hayata geçirilmesi ve yerel düzeyde somut sonuç üretme beklentisiyle birlikte daha güçlü bir şekilde gündemde geldiğinin altı çizildi.
COP31'in "Uygulama COP'u" niteliği doğrultusunda, iklim dirençliliğini destekleyici projelerin yatırımlara dönüştürülmesinde proje hazırlık kapasitesi, teknik destek mekanizmaları ve çok paydaşlı iş birliklerinin belirleyici rolü vurgulandı. Belediyelerin ulusal ve uluslararası finansman kaynaklarına erişimini kolaylaştıracak kurumsal yapıların güçlendirilmesi, yatırım önceliklerinin stratejik planlarla uyumlu şekilde belirlenmesi konuları ele alındı. Oturumda ayrıca uyum finansmanının yalnızca altyapı yatırımlarıyla sınırlı görülmemesi gerektiği; taşkın, kuraklık, sıcak hava dalgaları ve su stresi gibi riskler karşısında dezavantajlı gruplar, bakım hizmetleri, halk sağlığı, enerji ve su yoksulluğu gibi sosyal boyutların da finansman süreçlerine daha güçlü biçimde dâhil edilmesinin önemi vurgulanırken ortak proje havuzlarının oluşturulmasının yerel iklim eylemini hızlandırmaya katkı sağlayacağına değinildi.
"COP31’e Doğru Şehir Konuşmaları" serisinin üçüncü programı "Adil Dönüşüm Kimin İçin ve Nasıl?" başlığı ile 6 Ağustos 2026 tarihinde MBB Hızır Bey Çelebi Salonu’nda düzenlenecek. Link aracılığıyla kayıt olabilirsiniz.